Ahmet Türk'ten Destici'ye yanıt!
İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınan Mardin Büyükşehir Belediye eski başkanı Ahmet Türk, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin Amedspor’un başarısına yönelik hakaret içerikli paylaşımını sert tepki göstererek ve Destici’yi “ciddiye alınacak biri” olarak görmediğini söyledi.
İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınan Mardin Büyükşehir Belediye eski başkanı Ahmet Türk, Diyarbakır'da düzenlenen “Toplumsal Özgürlük ve Barış Forumu” sırasında İlke TV’ye verdiği röportajda, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin Amedspor’un başarısına yönelik hakaret içerikli paylaşımını sert biçimde reddetti ve Destici’yi “ciddiye alınacak biri” olarak görmediğini söyledi.
“Kürdistan” coğrafi ve çoğulcu bir tanımdır
Türk, konuşmasında “Kürdistan” ifadesinin dar bir etnik tespit olmadığını, içinde Süryanisi, Ermenisi, Arapı ve birçok halkı barındıran coğrafi bir kavram olduğunun altını çizdi. Amedspor’un şampiyonluğunu bir sportif başarı olarak değil; “dilin, kültürün ve halkın spora yansıması” şeklinde değerlendiren Türk, bu gerçeği kabullenmeyenlerin ülkede kalıcı barış ve kardeşlik kuramayacağını vurguladı: “Bunu kabullenmezseniz hiçbir zaman da bu ülkede barışı sağlayamazsınız.”
Destici’ye: “Hakaret eden biri değil”
Mustafa Destici’nin Amedspor paylaşımına yönelik hakaret diline yanıt veren Türk, Destici’yi muhatap almaya değmez bulduğunu belirtti:
“Cevap verilecek biri değil. Kimliği ve kişiliği olan insan böyle bir üslubu kullanmaz.” Kendisinin yarım asrı aşkın siyasi yaşamında kimseye hakaret etmediğini, aksine hakkında siyasi davalar açılmış olsa da hakaret nedeniyle hiçbir dava ile muhatap olmadığını hatırlatarak, “Kişiliği zayıf olanlar hakaret eder” ifadelerini kullandı.
Barışın yolu “kabullenme”den geçiyor
Türk’ün mesajı net: Toplumsal ve kültürel ifadelerin spora, sanata ve kamusal alanlara yansımasına kapıyı kapamak, barış arayışlarını sabote eder. Amedspor örneğinde görüldüğü üzere, bir takımın şampiyonluğunda ortaya çıkan Kürtçe tezahüratlar ve kültürel ifadeler, toplumun bir kesiminin kendi varlığını ve dilini haykırma biçimidir; bunları yok saymak veya küçümsemek, ülke sathında uzlaşı ve kardeşliği yaratmaz.