TÜVTÜRK

Savaş Muhabirinin Hafızasından Kağıda Dökülen Dram: Leyla

Gazeteci Mürsel Acay’ın 2003 Irak işgali sırasında tanık olduğu sarsıcı bir yaşam öyküsü, yıllar sonra “Leyla / Kayıp Yolların Kızı” adıyla romana dönüştü. Savaşın toz dumanı arasında Bağdatlı bir genç kızın dramına şahitlik eden Acay, o gün hafızasına kazınan çaresizliği ve umudu bu kez edebiyatın gücüyle okura sunuyor.

  • 04.03.2026 13:38
Savaş Muhabirinin Hafızasından Kağıda Dökülen Dram: Leyla

Yıllarca Ortadoğu’nun sıcak çatışma bölgelerinde deklanşöre basan ve haber peşinde koşan gazeteci Mürsel Acay, bu kez objektifini bir genç kızın hayatına çevirdi. 2003 yılında Kerkük’te bir otel duvarının dibinde, annesi ve kardeşiyle beş kuruşsuz bir halde Bağdat’a gitmeye çalışan 15 yaşındaki Leyla, Acay’ın yeni romanının ilham kaynağı oldu. Savaşın küllerinden doğan bu hikâye; Bağdat’tan İstanbul’a, oradan Dubai’ye uzanan zorunlu bir sürgünün ve hayata tutunma çabasının izlerini sürüyor.

Bir Gazetecinin 23 Yıllık Vicdan Borcu: “Leyla / Kayıp Yolların Kızı”

Irak işgalini en ön saflarda takip eden Mürsel Acay, savaşın sadece stratejik hamlelerden ibaret olmadığını, geride bıraktığı insan enkazlarıyla kanıtlıyor. Daha önce “Yaşamın Renkleri-Savaşın Öteki Yüzü” ve “Kaçak Aşk” eserleriyle savaşın insani boyutuna dikkat çeken yazar, yeni romanında odağına Leyla’yı alıyor. İşgalin son günlerinde karşılaştığı o küçük kızın gözlerindeki korkuyu unutamayan Acay, “İnsan varsa umut da vardır” diyerek, coğrafyanın kaderine terk edilmiş çocuklarının sesini dünyaya duyuruyor.

Ortadoğu’nun Kayıp Yollarında Bir Umut Arayışı

Gazze’den Suriye’ye, Irak’tan bölgenin kadim topraklarına kadar uzanan yıkım silsilesi, Mürsel Acay’ın kaleminde edebi bir kimlik kazanıyor. Yazarın son romanı “Leyla / Kayıp Yolların Kızı”, emperyal çıkarların gölgesinde savrulan hayatların, etnik ve dini çatışmaların ortasında nasıl ayakta kaldığını anlatıyor. Gerçek bir yaşam öyküsüne dayanan eser, sadece bir göç hikâyesi değil, aynı zamanda bu coğrafyanın çocuklarının birbirine olan kopmaz bağının ve dayanışmasının bir nişanesi niteliğinde.

Öne Çıkan Detaylar:

  • Gerçeklik: Roman, yazarın 2003 Irak Savaşı sırasında bizzat karşılaştığı bir aileye dayanıyor.
  • Güzergâh: Hikâye Bağdat, İstanbul ve Dubai üçgeninde şekilleniyor.
  • Tema: Savaşın karanlığına karşı insan direnci ve bitmeyen umut.
  • Yazarın Misyonu: Gazetecilik refleksiyle toplanan anıların, toplumsal hafızayı diri tutmak adına edebiyata aktarılması.

Leyla, İstanbul’un sürgünü, kaçağı, aşkı. O masumiyet ve cesaret… O hassasiyet ve gizli denge… Savaşın tozu toprağında parlayan bir ışık…
Bağdat’ın ateşinde doğup İstanbul’un denizinde can bulan ve sonra sürgüne düşen gerçek bir yaşam hikâyesine tanıklık edeceksiniz Mürsel Acay’ın dilinden.
Kimi zaman hüzünleneceğiniz, kimi zaman düşüncelere dalacağınız gerçek bir hikâyeye hoş geldin.
 
“Değerli gazeteci arkadaşım Mürsel Acay, en imkânsız durumların bile bir umut taşıdığı gerçeğini bize hatırlatan özel bir yapıta imza atmış. Savaşların içinde insan olmanın en sancılı hallerini gözlemleyen bir gazeteci, bir önceki kitabında hayatın başka bir yüzünü göstermiş ve bize karanlıkların içinde yeşeren aşktan bahsetmişti.
Akıcı üslubu ile cümlelerin içine çekildiğimiz bu kitapta, halen insan olmanın ve hissedebilmenin garip sevincini yaşıyoruz. En karanlık görünen anların bile, kalplerinde ışığı saklayan insanlar için mucizelerle dolu olduğunu hatırlıyor ve şükrediyoruz. Ruhları aydınlığa hasret nice güzel insanın koparıldıkları yaşamlardan başka yerlerde de mutlu olabileceklerini gösteren capcanlı bir hikâyeyi okuyacaksınız.”
Defne Sarısoy
 
“Bağdat-İstanbul-Dubai üçgeninde bir hayat… Leyla bir Arap kızıdır… Savaşın, çaresizliğin, acının, yoksulluğun daha 15’inde bir kızın ruhunda açtığı derin yaralar yetmezmiş gibi aile içinde yaşanan korkunç bir trajedi de üstüne gelir. Leyla’lar o kadar çok ki bu topraklarda… Adları başka da olsa onun kaderini yaşadılar, yaşıyorlar. Ancak Leyla şanslıdır. Savaş muhabiri Mürsel Acay, ona Kerkük’te rastlar ve hikâyesini dinler. İnsanı duyarlılığıyla yardım eder ve sonra da şahane bir kitap yazar. İşte bu kitap Leyla’nın hikâyesi.”
Fikret Eser

Yorum Yaz