Yeşilden Uzak!..
Sözüme Richard B. Baker' ın şu cümlesiyle başlamak istiyorum; Bir ulusun zenginliği, ağaç örtüsüyle ölçülebilir.
Mardin'de yol kenarlarına, yapılandırma adına ekilen ağaçların öylece susuzluktan kuruyup gittiklerini görüyorum.
Oksijen kaynağımız olan bu yeşillik cümbüşleri bakımsızlıktan bize hayat verme özellikleri olmasına rağmen hayatlarını kaybediyorlar. Ne kadar bencil ve öznel yaklaştığımızı şimdi daha iyi anlıyorum. İleride çocuklarımıza yeşil bir Dünya, yeşil bir Mardin bırakamayacağımızın korkusundayım…
Karayolları Bölge Müdürlüğü'nün sorumluluk alanı içerisinde bulunan çevre düzenlemelerine, peysaj ve bulvar yollarına gereken önem ve ihtimamı gözstermediğine üzülerek müşahede ediyorum. İlgili belediyelerin de aynı tavır içerisinde olmaları can sıkıcı.
Mardin'den Kızıltepe'ye Kızıltepe'den Nusaybin'e kadar uzanan güzergah boyunca yol kenarlarına dikilen ağaçların bakımsızlığı, Parkalrın özellikle de Nusaybin'deki Mitani Kültür Merkezi'nin arkasındaki parktaki ağaçların susuzluktan kurumaya yüz tutmuş mahzun haline içerleniyor, üzülüyorum!
Şehrin çevresinin yeşillikten yoksun, dağ ve taştan yapılma ovalar olduğuna tanıklık ettim. Bu durumda, bu kadim şehirde yaşayan 18 yaşında bir genç olarak oturup geleceğim ve hayallerimle birlikte, şehrimin gelişememesini ve kalkınamamasını da düşünür oldum.
Bu konuda yerli halkın bilinçlenmesi de bir o kadar önemli çünkü biz burada doğduk, burada büyüdük ve burada yaşıyoruz. Turistik ve tarihi şehrimizde, bakımsız ağaçlar ve solgun çiçekler görmek isteyebileceğimiz son şey olur.
Çevre düzenlemelerinin ve peysajın şehrimize hem görüntü ve güzellik açısından hem de mimari açıdan çok büyük katkısı var. Medeniyet taşlarımızın yeşillikle birleşmesi bir doğa harikası adeta. Peki biz bu güzellikler şehrini ne kadar güzelleştiriyoruz?
Saygılarımla…