Kurumuş Dilek Ağacı
Kimliksiz geçen zamanların sancısındayken yine
İçimdeki hüznün gözlerimdeki boşluğa yerleştiği bir anda
Korkuluklarıma takıldın.
Kimseye söylemedim, kendime bile
Bekledim seni getiren rüzgârı
Götürecek mi getirdiği yere diye
Ve alışkanlık kemeriyle bağlanınca bilinmezliğe
Tütsüler yakıp çağırdım seni gecelerce
Ama geçmişimi de getirdin tekinsiz bakışlarında.
Geleceğim geçmişimin değirmeninde öğütülürken
Not düştün sahte öpüşlerinle.
Sonra gecenin tahtına oturup
Yıllanmış korkular içirdin ellerinle
Kurumuş bir dilek ağacıyım artık.
Sıkıca bağlanmış ve unutulmayla nasiplenmiş bir yere kök saldım.
Büyütülen umutlarla zehirlendim.
Üzerime düğümlenmiş renk cümbüşüydü
Beni öyle hayat dolu gösterip, gülücükler iliştiren.
Oysa kaç mevsim geçti, kaç rüzgar sarstı , kaç yağmur öptü …
Ve anladım;
Zamanın kırbacında
Dilsiz olup, dinlemekle ödüllendirildiğimi…