Asrın Vebası Yalnızlık

KÖŞE YAZISI

 

Psikolog Rengin İlhan yazdı: Asrın Vebası Yalnızlık

 

“Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz.”
— Özdemir Asaf

 

Modern dünyanın en kalabalık ama en yalnız döneminde yaşıyoruz. Aynı anda yüzlerce insanla iletişim kurabiliyor, birçok insanın hayatına tanıklık edebiliyor ama çoğu zaman kimseye gerçekten ulaşamıyoruz. Belki de bu yüzden 2024 yılının kelimesi “kalabalık yalnızlık” oldu. Şarkılarda geçiyor yalnızlık, şiirlerde geçiyor; en çok da insanın iç dünyasına dokunuyor yalnızlık.

Peki nedir bu yalnızlık?

 

Yalnızlık, kişinin kendini tek başına, başkalarından uzak veya duygusal olarak kopuk hissetmesi durumudur. İnsan bazen kalabalıkların içinde de yalnız hissedebilir. Çünkü yalnızlık her zaman fiziksel olarak tek başına olmak değildir; kimi zaman görülmemek, duyulmamak ve anlaşılmadığını hissetmektir. Bu nedenle yalnızlık oldukça öznel bir deneyimdir. Özdemir Asaf’ın dediği gibi: “Paylaşılsa yalnızlık olmaz.”

 

Psikoloji literatürü, yalnızlığın yalnızca fiziksel bir “tek başınalık” olmadığını göstermektedir. Yalnızlığı, tek başına olmaktan ayıran temel nokta; kişinin bu durumu istemeden yaşaması ve buna olumsuz duyguların eşlik etmesidir. Çünkü yalnızlık, kişinin kendisini duygusal olarak kopmuş, anlaşılmamış ya da ait hissetmediği daha derin bir deneyimdir. İnsan bazen yalnız kalıp tek başına vakit geçirip bundan huzur duyabilir. Ancak yalnızlık hissi kronikleştiğinde işlevselliği bozabilir ve ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir.

Yapılan araştırmalar, uzun süren yalnızlığın hem psikolojik hem fizyolojik etkilerinin olduğunu göstermektedir. Uzun süreli yalnızlık; depresyon, kaygı ve stres düzeylerinde artışla ilişkilendirilirken aynı zamanda kardiyovasküler hastalıklar, uyku problemleri ve genel sağlık durumunda bozulmalarla da bağlantılı bulunmuştur. Özellikle kişiler arası ilişkiler kurmakta zorlanan, benlik saygısı düşük ve kendilik algısı zayıf olan bireylerin yalnızlığı daha yoğun yaşadığı belirtilmektedir. Bununla birlikte yalnız hisseden bireylerin kendilerini daha mutsuz, daha çaresiz ve geleceğe karşı daha umutsuz hissettikleri ifade edilmektedir. Çünkü insan yalnızca fiziksel bir yakınlığa değil; anlaşılmaya, ait hissetmeye ve duygusal bağ kurmaya da ihtiyaç duyar.

Bu nedenle yalnızlığın birey üzerindeki etkilerini azaltabilmek ve bu duyguyla daha sağlıklı şekilde baş edebilmek oldukça önemlidir. Çünkü insan bazen en yoğun yalnızlığı, en kalabalık ortamların içinde hissedebilir. Bu noktada duyguyu bastırmadan kabul edebilmek, gerçekten anlaşılabildiğimiz ilişkiler kurabilmek ve kendimizle daha sağlıklı bir bağ geliştirebilmek önemli hâle gelir. Araştırmalar da sosyal desteğin artmasıyla birlikte yalnızlık hissinin azaldığını ve kişinin geleceğe dair umut duygusunun güçlendiğini göstermektedir. Gerektiğinde profesyonel destek almak da kişinin hem kendisiyle hem de çevresiyle kurduğu bağı güçlendirebilmesi açısından önemli bir adım olabilir.

 

 

                                                                                                     PSİKOLOG RENGİN İLHAN