Abbas Güçlü yazdı! Mardin, Aziz Sancar, liseli üniversiteliler!

KÖŞE YAZISI

Mardin, ülkemizin görülmeye değer en görkemli kentlerinden biri. Tarihiyle, kültürüyle, mimarisiyle, gelenekleriyle ve özellikle de taş işçiliğiyle dünya mirası olmayı fazlasıyla hak ediyor.

Bir milyona yakın nüfusun dörtte biri öğrenci. Üniversitesi, aynı dönemde kurulan diğer üniversitelere göre fazla gelişmese de liseli öğrencileri sorularıyla, donanımlarıyla, üniversiteli öğrencileri aratmayacak bir donanıma sahipti. Milli Eğitim Müdürlüğünün 800 kişilik salonu tıklım tıklım doluydu ve soru sormak için eller hep havadaydı…

 

Şehre indiğiniz andan itibaren her adımda Aziz Sancar ismiyle karşılaşıyorsunuz. Havalimanının ismi de Aziz Sancar, pek çok okulun, caddenin, parkın, kültür merkezinin adı da Aziz Sancar’dı…


Sancar, Nobel Ödülü aldıktan sonra ülkemizin dört bir yanına ziyaretler yaptı. Hatta nerede bizden birileri varsa o ülkelere de gidip konferanslar verdi.

Memleketi Mardin’e kaç kez geldiğini sordum. “Hiç gelmedi” yanıtı aldığımda şok oldu. Herhalde siz duymamış, görmemiş olabilirsiniz diye başkalarına da sordum. Onların da cevabı aynıydı ama hâlâ gelmemiş olmasına ihtimal vermiyorum. Mutlaka gelmiştir diye kendimi teselli ediyorum…

Eğer gelmediyse de bir fırsatını bulup doğduğu, büyüdüğü, kök saldığı toprakları mutlaka ziyaret etmeli, bu konuda farklı senaryolar yazılmasına asla izin vermemeli ve en önemlisi de Aziz Sancar’ı kendilerine rol model olarak seçen gençlerle en kısa zamanda kucaklaşmalıdır…

Eskisi, yenisi?

Kimilerinin Eski Mardin, kimilerinin ise Yukarı Mardin dediği antik kent, her biri el oyması taş işçiliğinin en güzel örneklerinin yüzlerce, hatta binlerce yıldır yaşayan ender kentlerimizden birisi. Araya yeni yapılar sıkıştırılmayıp olduğu gibi korunsa ya da sonraki mimari aynı tarzda devam etseydi, dünyada örneğine zor rastlanırdı ama bu kadarına da şükür dedirtiyor.

Asıl rahatsız eden gözlerinin önünde böylesine güzel örnekler varken, yeni Mardin’nin adeta betondan kulelere dönüşmesi.

Keşke aynı taş, aynı mimari tarz korunsaydı ama nafile…

Bu konuda tarihi dokuyu koruyacak düzenlemeler neden yapılmıyor anlamak mümkün değil. Eski ve yeni Mardin kıyaslandığında eskinin zarafetinin yüzde 10’unu bile yeni Mardin’de görmek mümkün değil!..

Eski Mardin’i, Midyat ve her biri çok farklı özelliklere sahip diğer ilçeleri, her yıl üç ila beş milyon arası turist ziyaret ediyormuş. Çok daha fazlası gelebilir ama bu konuda kat etmeleri gereken daha çok uzun bir yol var. Eğer bu taraflara yolunuz düşerse Dara’ya da mutlaka uğramalısınız.

Mardin aynı zamanda Mezopotamya’dan bugüne tarımın da en önemli merkezlerinden biri. Adeta bir buğday ambarı. Zeytini, mercimeği ve üzümünün de çok meşhur olduğunu bu gezide öğrendim. Her üçü de dünya markası diyorlar ama pazarlama konusunda çok zayıf olduklarını kendileri de kabul ediyor. Bu ziyarette dikkatimi çeken bir başka ayrıntı ise kuruyemiş, şekerleme ve sabun konusunda tüm kentlerimizi gölgede bırakacak bir noktaya gelmeleri. Bu konudaki inovasyonu diğer konularda da gösterseler eminim ki çok daha farklı bir noktada olabilirler…

Kabına sığmayan liseliler

Üniversite sınavı yaklaştıkça liseli öğrencilerin sınav heyecanı artıyor. Bu çerçevede uzun süredir davet ediyorlardı. YKS’ye hazırlanan tüm lise öğrencileri bir araya gelirse, ne yapar eder zaman yaratırım demiştim. Tamam dediler gittim ve iyi ki de gitmişim. Eğitimin geneline olduğu gibi geleceğe vakıftılar. Yanlışların da fazlasıyla farkındaydılar. Neden düzeltilmiyor, neden yapılmıyor, neden yanlışta ısrar ediliyor diye başlayan soruların ardı arkası kesilmedi...

Meslek seçimine gelince hemen hepsi iddialıydı ve ülkemizin hemen her yerinde olduğu gibi Mardin’de de zanaatkar ya da hizmet sektörüne yönelik bir mesleğe yönelmek isteyen yok gibiydi.

Sayıları milyonları bulan üniversite mezun işsizlerin farkındaydılar ama yine ille de doktor, mühendis, hukukçu, öğretmen olmak istiyorlardı!..

Özetin özeti: Mardinli gençlerin hayalleri tıpkı tarihleri gibi göz kamaştırıcıydı ve umarım hemen hepsi de hemşerileri Aziz Sancar gibi bu hayallerine kavuşurlar…