akademi
Turkcella

Trainspotting - Irvine Welsh Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Trainspotting kimin eseri? Trainspotting kitabının yazarı kimdir? Trainspotting konusu ve anafikri nedir? Trainspotting kitabı ne anlatıyor? Trainspotting PDF indirme linki var mı? Trainspotting kitabının yazarı Irvine Welsh kimdir? İşte Trainspotting kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 07.06.2022 11:00
Trainspotting - Irvine Welsh Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Irvine Welsh

Çevirmen: Avi Pardo

Yayın Evi: Siren Yayınları

İSBN: 9786055903183

Sayfa Sayısı: 352

Trainspotting Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Irvine Welsh, Britanya'nın en iyi yazarlarından biri." 

-Nick Hornby-

"Bugüne değin yazılmış en iyi kitap! İncil'den çok satmayı hak ediyor." 

-Rebel-, Inc.

Trainspotting, dibe vurmaktan çekinmeyenlerin öyküsü. Kısa ve hayal kırıklıklarıyla dolu hayatların baştan kabulü... Trainspotting, şimdi ve her zaman, bir iş-bir eş-bir yuva masallarıyla doymaktansa hayatın gerçekleriyle aç kalmayı seçenlerin gün sonu özeti. 

Yaşamlarını kariyerle ya da ilişkileriyle anlamlandırmaya çalışanlara inat, bambaşka şeylerin üzerine şeytan arabalarıyla tam gaz gidenlerin çarpıcı, unutulmaz, kafası güzel ve hazmı zor hikâyesi Trainspotting.

Bizi seç. Hayatı seç... çamaşır makinesi seç, araba seç, bir kanepeye oturup ağzına berbat şeyler tıkıştırarak beyin uyuşturucu ve ruh çökertici aptal televizyon programları seyretmeyi seç. Bir huzur evinde üzerine sıçıp işeyerek çürümeyi, bencil ve kafayı yemiş çocukların için bir utanç kaynağı olmayı seç. Hayatı seç.

İyi de, ben hayatı seçmemeyi seçiyorum.

(Tanıtım Bülteninden)

Trainspotting Alıntıları - Sözleri

  • Gülümsüyorum onlara. Önyargılarımdan sıyrılıp insanlara insan muamelesi yapmayı öğrenmeliyim.
  • Şimdi, hepsinden sonsuza dek uzakta, olmak istediği kişi olabilirdi. Ya ayakta kalırdı ya da düşerdi. Tek başına.
  • Aslında,kısa ve hayal kırıklıklarıyla dolu bir hayat yaşar,sonra da ölürüz.Kendimizi her şeyin tamamen anlamdan yoksun olmadığına inandırmak için hayatlarımızı bokla doldururuz;kariyerle,ilişkiyle falan.
  • Toplum, davranışları kendi normlarının dışında kalan insanları emebilmek için yapay ve dolambaçlı bir mantık icat eder. Diyelim ki bütün artıların ve eksilerin farkındayım, kısa bir ömrüm olacağını biliyorum ve aklım yerinde, falan filan ve yine de eroin kullanmak istiyorum? İzin vermezler. İzin vermezler çünkü bu kendi başarısızlıklarının bir işareti olarak görülecektir. Sana sundukları şeyleri reddetmen böyle algılanır. Bizi seç. Hayatı seç. Mortgage'ı seç, çamaşır makinesi seç, araba seç, bir kanepeye oturup ağzına berbat şeyler tıkıştırarak beyin uyuşturucu ve ruh çökertici aptal televizyon programları seyretmeyi seç. Biz huzur evinde üzerine sıçıp işeyerek çürümeyi, bencil ve kafayı yemiş çocukların için bir utanç kaynağı olmayı seç. Hayatı seç. İyi de, ben hayatı seçmemeyi seçiyorum.
  • Tarih yazmanın tarih okumaktan çok daha iyi olduğu sonucuna varmıştı.
  • Akrabalarını son derece sıkıcı buluyordu. Yaşamın acımasızlığına karşı sıradanlığa tutunuyorlardı; sıradanlık onları bir arada tutan tutkal görevi görüyordu.
  • Dış dünya bir bok ifade etmez bize."Canın mı sıkıldı buna?"
  • ...elde edemediğin şey için yanıp tutuşurken sana gümüş tepside sunulanlar umurunda bile olmaz.
  • Ne kadar tanıyabildik ki onu? Bir insan başka bir insanı ne kadar tanıyabilir ki?
  • Çoğu insan bunu deneyimle ilişkilendirir, elde edemediğin şey için yanıp tutuşurken sana gümüş tepside sunulanlar umurunda bile olmaz.
  • İnsanların çenelerini kapalı tutmayı becerememeleri gerçekten üzücü.
  • ...yine de kaderi kışkırtmanın alemi yok… ama neden olmasın…en azından hâlâ burda olduğumu biliyorum.
  • Tam önüme oturuyor. Gözlerimi ensesine dikiyorum. İrademi kullanarak beyin kanaması ya da kalp krizi geçirmesini diliyorum… Hayır. Durup düşünüyorum. Öyle bir şey gerçekleşse bu daha da gecikmemize neden olacak. Yavaş, ıstıraplı bir ölüm olmalı onunki, benim çektiğim gibi acı çekmeli, ancak öyle ödeşiriz. Aniden ölürse herkese başına üşüşme fırsatı doğacak. Bu tür fırsatları mutlaka değerlendirirler. Kanserli hücreler işimi görür. Bedeninde kanserli hücrelerin oluşmasını ve çoğalmalarını diliyorum. Gerçekleşmeye başladığını hissedebiliyorum… fakat benim bedenimde.
  • Toplum, davranışları kendi normlarının dışında kalan insanları emebilmek için yapay ve dolambaçlı bir mantık icat eder.

Trainspotting İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Trainspotting: Dibe Vuranların Gerçek Öyküsü...: Trainspotting ile hayatın gerçeklerine KISACA bir dalıp, çıkacağız… Dibe vuranların, orada kalanların ve asla çıkamayanların, son vedasını ya HIV ile ya beyaz ile yapanların öyküsüdür… Dibe bir kez daldın mı, damarlarına zerk edilen kimyasal ile hayata yeni bir bakış açısı kazanırsın. Bu senin en kıymetli ve tek dayanağındır. Kopamazsın! Hayatını istediğin gibi yaşamak istiyorsan, gerçek bir deneyimden önce Trainspotting senin en iyi seçeneklerin arasına girecektir. Yaşayış biçimlerini taklit etmen için değil, onları anlamak için okumalısın. Bu kitapta kabullenmeMe, itaat etmeMe, bolca yalan, küfür, seks, eroin, hap, alkol, ölüm, hastalık, dik duruş, aldatma, şiddet, aşağılama, sisteme koskocaman bir orta göstermek parmak var. İşin garibi duygusallık bile var! gonderi/37635944 Bir kez girdin mi o yola, çıkış yoktur. Dibe vuranlar her yerde; aramızdalar, hatta tam olarak biziz. Clark Kent gibi gizleniyoruz, tek farkımız hiçbirimiz Superman değiliz. Kurşun geçirmez bir beden değil, hayal kırıklıkları ile dolu bir ruha sahibiz. Kaybedenler maske takıp yollarına devam eder. Bir öğretmen maskesi altında, doktor, mühendis, şarkıcı, futbolcu, tiyatrocu, siyasetçi, öğrenci, hayattan herhangi bir şey... Görevimiz tehlikede ki Ethan Hunt gibi düşünün, istediği maskeyi takabilir insanlar. Görünmez olduklarını sanarlar ama nafile bir uğraştır. “Toplum, davranışları kendi normlarının dışında kalan insanları emebilmek için yapay ve dolambaçlı bir mantık icat eder. Diyelim ki bütün artıların ve eksilerin farkındayım, falan filan ve yine de eroin kullanmak istiyorum? İzin vermezler. İzin vermezler çünkü kendi başarısızlıklarının bir işareti olarak görülecektir. Sana sundukları şeyleri reddetmen böyle algılanır. Bizi seç. Hayatı seç. Mortgage’ı seç, çamaşır makinesi seç, araba seç… İyi de, ben hayatı seçmemeyi seçiyorum.” Renton, Sick Boy, Spud ve Begbie… yazar/Chuck-Palahniuk ‘in kitap/dovus-kulubu--1123 sistem eleştirisi yaparken, aynı zamanda insanların kendi yaşamlarında gizlenmelerini baz alır, bir gizlilik söz konusudur. Daha sonra içlerinde kıstırılmış, kapana kısılmış ruhların ortaya çıkışına, Dövüş Kulübü ortamında kendilerini bulmalarını sağlar. Aynı zamanda daha ileri giderek çeşitli görevler eşliğinde sisteme karşı çıkarlar. Maalesef daha fazla yazamam Dövüş Kulübü ile ilgili. Çünkü bir numaralı kural, dövüş kulübünden bahsetmemektir. Trainspotting bu değil. Her şey net. Ortada yalan yok, giz yok, maske yok. Herkes neyse o. Dışlanmışların kendi aralarında iyi görünme çabalarını bir kenara bırakırsak, herkesin kendinden bir şeyler bulacağı karakter karması var. Her karakter kendi seçimi doğrultusunda yaşıyor. Sokakta birine vurmak mı istiyorsun, gidip vurabilirsin. Dayak yeme olasılığın senin dayak atma olasılığınla aynı oranda eşit. Arkanda duran arkadaşların, aynı zamanda tam bir karaktersizlik örneği gösterip bir anda yok olabilir. Herkesin kendi dibe vurmuşluğu, kendinedir sonuçta. Güven havada kalan bir tabirdir bu ortamda. Söz ile güvenirsin ama kendi içinde sorgulamasını yaparsın. Kime güveneceğin ya da güvenemeyeceğin senin takdirindir. Para kazanmak için beş şehirden işsizlik maaşı alabilir, kitap çalıp satabilir, insanları soyabilir, dilencilik yapabilirsin. Bir takımın taraftarı olabilirsin, bütün görüşlere küfür edebilir, kendi görüşünü bile cehennemin dibine gönderebilirsin. Korkunun ecele faydası olmadığı gibi, dibe vurmanın, dışlanmanın, toplum tarafından uçurumdan aşağıya atılma sonucunda hayata küsmenin de bir faydası yoktur. Bir kere düştün mü, ne güzel. Bin kere daha düşebilirsin. Sistemin ve insanların canı cehenneme… Çünkü Dövüş Kulübünden Tyler Durden der ki; "Hayatta hiçbir zaman sahip olamayacağım yağmur ormanlarını yakmak istiyordum. Uzaya klorofluorokarbon gazları pompalayıp ozon tabakasında koca koca delikler açmak istiyordum. Dev tankerlerin boşaltma vanalarını açmak, açık denizlerdeki petrol kuyularının kapaklarını kaldırmak istiyordum. Yemeye paramın yetmediği bütün balıkları öldürmek, asla göremeyeceğim Fransız kumsallarını kirletmek istiyordum. Bütün dünyanın dibe vurmasını istiyordum." Evet, tam olarak yaptığımız burada bu. Dünyayı ateşe vermek istiyoruz, aynı zamanda nefes almak istiyoruz. Canımız sıkılınca, damar yolu bulup bu hayata kısa süreli veda etmek istiyoruz. Kopmak, kaçmak, yok olmak istiyoruz. Bu güzel anlatımlı konunun ufak bir tehlikesi var. BAĞIMLILIK! Bağımlı olmama ihtimalin yoktur. Neyden bahsettiğimi çok iyi anladın. Beyazdan uzak durmazsan, kölesi olursun. Dibe vurmuş bir köle, yolun sonuna daha yakın bir köledir. "Toplum, davranışları kendi normlarının dışında kalan insanları emebilmek için yapay ve dolambaçlı bir mantık icat eder." gonderi/37764924 Sistem… Sistemin en iyisi bile seni yutar. İnsanın olduğu yerde, özgürlük asla en saf haline bürünemez. Bir el, senin ne yapman gerektiğine işaret parmağını kullanarak karar verir. Toplum, aykırı olanı değil, basit olanı seçer. Kendi basitliklerinin üzerine çıkanları dışlamaya çalışırlar, onları aykırı ilan edip, yerlerde sürüklerler. İşaret parmakları her zaman bir hedef üzerindedir. Senin, sınırların dışına çıkmana izin vermezler. O yüzden iki seçeneğin var: Ya onlar gibi olup, bu pisliğe batarsın ya da karşı tarafa geçip, en azından kendi dibe vurmuşluğunla kendi sonunu hazırlarsın. Seçim senin… Sonuçta "Büyük Biraderler Seni İzliyor" olacaktır... https://ibb.co/sqKvN7w Kitaptan kendince birkaç sonuç çıkaracak ve kafanda bir şeylere şekil vereceksin. Büyük olasılıkla ne düşünüyorsan yapmayacaksın. Bir kitaptan yola çıkarak diyeceksin ama yanılacaksın… O kadar çok şey çıkar ve değişir ki, tahmin bile edemezsin. Sonuç: Hayatının belki de hiç altüst olmayacağını, dibe batmayacağını düşünüyorsun. Kitabı okuduktan sonra, tekrar düşün derim. Olasılıkların çokluğu karşısında şaşıp kalırsın. Diyebileceğim son şey; Her ölümlü, er ya da geç yazar/Irvine-Welsh ‘in kitap/trainspotting--8780 kitabının tadına bakmalı. *** Korkulacak bir şey yok, standartların dışına çıkmak için bir adım at ve bu KÜLT eseri oku. Daha sonrasında ise filmini de izlemeyi unutma. *** "Yabancı bi odada yabancı bi yatakta, kendi pisliğime bulanmış olarak uyandım. Yatağa işemişim. Yatağa kusmuşum. Yatağa sıçmışım." gonderi/37679518 *** Olmaz deme, olur… İncelemeyi okuduğunuz için teşekkür ederim. Yeraltı hayattır… 9/10 (Murat Ç)

HAZMI ZOR BİR HİKAYE: TRAINSPOTTING: YouTube kitap kanalımda Trainspotting kitabını önerip yeraltı edebiyatını anlattım: https://youtu.be/IvPO-pKvUPw Yeraltı edebiyatı demişken Trainspotting'i unutmak olur mu? Sizi yerin dibine sokar bu kitap fakat yerinizden memnunsunuzdur zira çoktan orada olmak istemişsinizdir zaten. Hazmı zor bir hikayedir Trainspotting. Bazen kusasınız gelir, içinde bulunduğunuz durumdan kurtulmayı istersiniz. Ama çıkamazsınız. Sistem size çıkmanız için izin vermez. Ama bundan önce siz çıkmak istemezsiniz ki zaten. Kendimiz için televizyon, çamaşır makinesi, hayat, kariyer seçebilirken seçmemeyi seçebilir miyiz acaba? O kadar güzel eleştiriler var ki içinde. Sick Boy'un dediklerinden bile kitabın ne derece iddialı ve kendi hayatlarımızla paralel olabileceğini anlayabiliyoruz. Aslında bir bakıma bize distopya gibi görünen bu kitap, karakterler açısından bir ütopya halini almış. Sosyalistlerin sürekli yoldaşlarından, sınıfından, sendikalarından ve toplumlarından söz etmeleri bile bazı karakterlerin içine işlemiş olacak ki adamlar kendi yollarını belirlerken sırf bu şeylere sosyolojik bir eleştiri getirmek için kendi dünyalarını kurmuşlar. Sistemden kaçmaya çalışıyor gibi görünmek için değil kendinden kaçmaya çalışmamak için bu sistemin içinde olanların kitabıdır Trainspotting. (Oğuz Aktürk)

Yeraltı Edebiyatı sevenler için güzel bir kitap. Karakterler, yaşadıkları çevreyi ve hayatı düşününce, çok gerçekçi. Onların o pislik hareketlerini, tavırlarını gözümde canlandırmakta hiç zorlanmadım. Devam kitabını da okumayı düşünüyorum ve filmlerini de izlemeyi. Argo, küfür vs. sizi rahatsız ediyorsa ya da bu tarz okumalar yapmayı sevmiyorsanız bu kitabın ilginizi çekeceğinizi düşünmüyorum. Herkese iyi okumalar. (Emre Şenkal)

Trainspotting PDF indirme linki var mı?

Irvine Welsh - Trainspotting kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Trainspotting PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Irvine Welsh Kimdir?

Irvine Welsh (d. 27 Eylül 1958, Leith, Edinburgh, İskoçya), Trainspotting romanıyla ünlü İskoç yazar. Çok sayıda kısa film yönetmiş olmasının yanı sıra, oyun ve senaryo yazarıdır.

Yaşamının ilk yılları ve öğrenimi

1961'de Leith'ta doğdu. 4 yaşındayken, ailesiyle işçi mahallesi olan Muirhouse'a taşındı. Burada büyüdü. 16 yaşında okulu bırakarak yeni oluşmaya başlayan Punk Rock piyasasına katılmak için Londra'ya taşındı. Londra'da çeşitli işlerde çalıştı ve uyuşturucu kullanmaya başladı. 1980 sonlarında yeniden Edinburgh'a döndü ve üniversitede bilgisayar okurken bir yandan da yazmaya başladı.

Yazarlığı

The Acid House Britanya'da 1994 yılında basıldı, aynı sene 1993 yılında yazmış olduğu Trainspotting de yayımlandı. Yazarın bu romanı sinemaya uyarlandı ve büyük ün kazandı. Bir sonraki romanı, Marabou Stork Nightmares oldu. Bu roman, hastanede komada yatan bir holiganın yaşamının ve düşüncelerinin keşfidir. Daha sonra Ecstasy adlı kitabı çıktı, üç uzun hikâyeden oluşan bir kitabı da eleştirmenlerden olumlu eleştiriler aldı. Filth,Welsh 'in her zamanki birinci tekil şahıs anlatımından ahlaksız, şiddet yanlısı ve kindar bir polisin hikâyesini anlatır. Kitap olumlu eleştiriler alır veVillage Voice Literary Supplement tarafından 1998 yılının en iyi 25 kitabı arasında gösterilir.

Welsh'in en uzun ve tutkulu çalışması Glue, 2001 baharında satışa çıkar. Edinburgh'un sosyal konutlarından dört çocukluk arkadaşının hikâyesi yaklaşık 40 yıl sürer ve onları orta yaşlarına kadar takip eder. Yazarın imzası haline gelen kara mizah ve makineli tüfek hızındaki diyaloglar yerli yerinde dursalar da, eleştirmenler romanın yazarın olgunluk çağını ve dinginlğini haber verdiğini söylerler. Trainspotting 'in devamı Porno 2002 temmuzunda çıktı. Oyun yazarı olarak In-yer-face akımına dahil edilebilecek eserler vermiş olan Irvine Welsh bekardır ve Londra ve Edinburgh'da yaşamaktadır.

Irvine Welsh Kitapları - Eserleri

  • Trainspotting
  • Porno
  • Pislik
  • Düzgün Muamele
  • Siyam İkizlerinin Seks Yaşamı
  • Tutkal
  • Büyük Şeflerin Yatak Odası Sırları
  • Olağanüstü

Irvine Welsh Alıntıları - Sözleri

  • Hayat bir daha asla eskisi gibi olmayacak. (Düzgün Muamele)
  • Kodese girmenin iki yolu var; biri masum olarak diğeri ise gerçekten suçlu olarak. Benim girme sebebimin ne olduğunu tam olarak bilemiyorum, ama suçların en büyüğü aptallık suçudur. (Tutkal)
  • ''Onlar kılını bile kıpırdatmazken birileri cefasını çekiyor. Onların parası var, gücü var. Kendilerini tatmin etmek ve caka satmak için oradalar. Ama masum insanların canına kıyan ve yaralanan ya da öldürülen ne kendileri, ne kızları ne de oğlanları. Oraya giden insanlar aslında hiçbir şeyi olmayan, kavga bile edemeyen, kişiliksizleştirilen insanlar... Sen daha Harry Potter ya da Steven Spielberg ya da Mary- Kate ve Ashley kardeşler ve Britney ve Big Brothers ve Bridget Jones' u izleyedur, belediye baş müdürü olmak için hayaller kur ve tüm bu olup bitenleri görmezden gel... Aslında ne kadar aciz, ne kadar yetkisiz, ne kadar köle olduğunu ve bencil, sözde dindar, sözde dini-bütün kasaplara nasıl kölelik ettiğini, kendi yarattıkları ve tıpkı kendilerine benzettikleri bencil, tabansız ve yararsız dünyayı görmezden gel...'' (Büyük Şeflerin Yatak Odası Sırları)
  • Ben de birileriyle birlikte olmak isterdim; gerçek insanların yaptığı gibi yani. Ben de gerçek bir insanmışım gibi yani. (Pislik)
  • Gülümsüyorum onlara. Önyargılarımdan sıyrılıp insanlara insan muamelesi yapmayı öğrenmeliyim. (Trainspotting)
  • ...elde edemediğin şey için yanıp tutuşurken sana gümüş tepside sunulanlar umurunda bile olmaz. (Trainspotting)
  • “Tehlikeye atılıp sikişmişin tekinin kıçını kurtarıyorsun ve suçlu muamelesi görüyorsun. Bu ne boktan memleket böyle? Amerika bu mu? Geldiğimiz hal bu mu? Tam bir ucube şovu be!” (Siyam İkizlerinin Seks Yaşamı)
  • Bu hayatta vicdan, insanın gücünün yetmeyeceği bir şeydir; zenginlerin lüksü, geri kalanın toplumsal ayak bağı, kösteğidir. (Pislik)
  • ..."çünkü dürüstlük, bir ilişkiye katabileceğin en makbul değerdir." (Siyam İkizlerinin Seks Yaşamı)
  • Bazı insanlar birilerini sömürmekten başka şey yapamaz. Kendilerini en yüce tür olarak görürler ama gerçekte sıçandan, hamamböceğinden, zaman kaybına neden olan lanet haşaratlardan öte değildirler. Diğerleriyle olan ilişkilerimizde tedbirli, dikkatli, basiretli davranmayı öğrenmemiz için varlardır. ama haşarattırlar ve ezilmeleri gerekir . Ölüp gitmelerinde pişmanlık duyulacak , kahredilecek bir şey kesinlikle olamaz. (Siyam İkizlerinin Seks Yaşamı)
  • Senin sorunun işte bu, her şey sana tabakta sunuldu küçük hanım. Belki de bizim hatamız. Bizim yapamadığımız her şeyi senin yapmanı istedik... (Olağanüstü)
  • İlk kez bu dünyaya ait birisi için var olduğumu hissediyordum. (Olağanüstü)
  • ''..çünkü son zamanlarda düşünceler karanlık, ürkünç, siyah oldu.'' (Porno)
  • Dışarıda bir sürü onun bunun çocuğu boktan herif var. (Siyam İkizlerinin Seks Yaşamı)
  • ''Kendini toparlayıp geri dönmeye her çalıştığın seferde biraz daha fazla şey eksik oluyor. Ya, cidden de modern hayata uyum sağlamak için tasarlanmamışım, bu kadar işte.'' (Porno)
  • Büyükler genelde böyledir: Kendilerinden daha genç, popüler ve hayat dolu insanları sınırlayıp denetlemeye kalkarlar; çünkü gençlerde olup da kendilerinde olmayan özellikleri kıskanırlar. Bu fikirler genelde iyimser, korumacı bir havada başlar. (Büyük Şeflerin Yatak Odası Sırları)
  • Aynı kurallar geçerlidir. (Pislik)
  • Akrabalarını son derece sıkıcı buluyordu. Yaşamın acımasızlığına karşı sıradanlığa tutunuyorlardı; sıradanlık onları bir arada tutan tutkal görevi görüyordu. (Trainspotting)
  • Bu iş için kaç para aldıklarını merak ediyorum. Nezaketleri ve her zaman gülmeleri. Gerçekten mutlular mı, yoksa işte Amerikan tarzı müşteri memnuniyeti yalakalığı mı? Yaşadığımız dünyada hizmet endüstrisinin duygusal ilişkileri. Kalbin kan ağlasa bile güleceksin. Hepimiz birer köle gibiyiz, sonumuzun ne olacağını bilmesek bile 'Her şey gayet iyi patron ; demek durumundayız. (Tutkal)
  • Nezaketleri ve her zaman gülmeleri. Gerçekten mutlular mı, yoksa müşteri memnuniyeti yalakalığı mı? Yaşadığımız dünyada hizmet endüstrisinin duygusal ilişkileri yok mu... Kalbin kan ağlasa bile güleceksin. Hepimiz birer köle gibiyiz, sonumuzun ne olacağını bilmesek bile 'Her şey gayet iyi patron ; demek durumundayız. (Tutkal)

Yorum Yaz