Lojman - Ebru Ojen Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Lojman kimin eseri? Lojman kitabının yazarı kimdir? Lojman konusu ve anafikri nedir? Lojman kitabı ne anlatıyor? Lojman PDF indirme linki var mı? Lojman kitabının yazarı Ebru Ojen kimdir? İşte Lojman kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi
Yazar: Ebru Ojen
Tasarımcı: Emir Tali
Yayın Evi: Everest Yayınları
İSBN: 9786051855271
Sayfa Sayısı: 200
Lojman Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Karnımızdan, gövdemizden aşıp hayata bulaşan bir şey var! Renkli, parlak, akışkan, her yere girebilen bir şey. Kulaklarımızı çınlatan dedikodular yok, sürüp giden uğultular var. Fırtınaların biriktirdiği kum tepeleri, çöl çiçekleri ve satranç… Bunlar yok. Tuvaletler var, sidikler, cam güzelleri, kemirgenler, kazıcılar, didikleyenler, salınanlar, cıva var. Kalbim yok, gırtlağım var. Fizik yok, alegori var. Ritim yok, atış var. Hap var, satanik bir kavga var. Silahlı kumpas var. Patlayan tabanlar, düğünler ve elektro bağlama var. Biz yokuz, tolerans var, mezarlıklar var. Sayfalar, ulu camiler, gözeler yok. Cyberpunk var, pornpolitik var, hicret var. Sıcak su kabarcıkları, volkanik, tektonik kayaçlar yok. Düğümlenmeler, acılı serumlar, metan gazı ve sitrik asit yok. İslimler ve kükürt var. Kayısı kasaları, yarılmış yanaklar, soğuk iklim, miraç ve torso var. Alışmak, tutmak, yapışmak var. Emmek var. Fibula var, tibia yok, skapula yok! Una batırılmış incirler, sütü yara yapan bitkiler, kaşınan cilt, kokulu mendiller, tuvalet küfürleri, unutmak var."
Lojman Alıntıları - Sözleri
- Bir kitap sayfası bağlarını çözebilir, ruhunu özgürleştirebilirdi.
- "Insan bu dünyaya gelmemeliydi diye düşündü; doğmamalı, büyümemeli, sevmemeli, bağlanmamalıydı."
- Nasıl oluyor da gözlerini kör edebilecek kadar çeşitli renkler doğada bu kadar uyumlu bir arada durabiliyor, değişiyor, sönüyor, tekrar canlanıyordu? Şiir de öyleydi işte. Dizeler boyunca deviniyor, içe kapanık biçimiyle sarsıyor, şahlandırıyor, yaralayıp kanatıyor, buna rağmen yaşamını sekteye uğratmıyordu.
- O bir gece vakti Çimenlerin arasında tek bir böceği Arar gibi Kendisini aradı Ve ses edip, uzaktan bağırdı "Bekle"
- Belki de insan olmak diye bir şey yoktu, insan olunamıyordu. Önce kavram bulunmuş, sonra da bu keşfe bir değer yüklenmişti.
- Kızına karşı, uzaktan geçen bir yabancıya duyduğu hisleri besliyordu. Onları beslemek zorunda hissetmemek, kabahat sayılmamalıydı. Neden insan yavruları tıpkı hayvanlarınki gibi dogduklarından birkaç ay sonra başlarının çaresine bakacak duruma gelmezlerdi? Eğer kendi kendilerini doyuracak vasıflar kazanmayacaklarsa ölsünlerdi. Kendilerine bile faydaları olmayan bu yaratıklar doğa için külfetten başka ne olabilirdi ki?
- Sevmek, şefkat duymak ona göre, uydurulmuş, insanları karanlık bir cehalete sürükleyen, korkunç zincirlere bağlayan kelimeler, duygulardı.
- Yıkma dürtüsünün yaratma dürtüsü olduğunu hangi kitapta okumuştu, hatırlayamadı.
- "Bütün ikili ilişkiler doğal olmaktan uzakta. Bu dengesizlik ve dengesizlikten kaynaklı ruhsal gelgitler bu yüzden. Tahakküm altındaki bedenlerin geldiği nokta bu. Yapılması gereken şey yıkmak. Susadığımız şeye ulaşmak için betonu kırmalıyız."
- "Ama kim sevgiye muhtaç değildi ki?"
Lojman İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Erciş ovasının insanı nefessiz bırakan manzarasına karşı gri duvarlarıyla, kör susuz kuyular gibi içindekileri unutturan, bir okul lojmanında başlıyor hikaye. Metin ve Selma üniversite de tanışıp aşık olan sonrasında evlenip Metin öğretmen olduğu için o şehirden bu şehire taşınıp duran, üç çocuk yaparak talihsizliklerini kendi elleriyle taçlandıran bir çift. Büyük kızları Görkem'in doğuşuyla başlayan kavgalar onları da birer yabancıya dönüştürmeye başlıyor. Metin sık sık ortadan kaybolup gelen, çocuklarıyla ilişkisi Selma'dan çok daha iyi olan bir baba. Evin ve çocukların tüm sorumluluğu ise Selma'nın üzerinde. Selma ise evliliğe bir türlü alışamayan, anneliğeyse hiçbir zaman ısınamayan bir kadın, çocuklarıyla onların hayatta kalabilmesini sağlayacak kadar ilgilenen fazlasını yapmayı hep reddeden bir anne. "Kızına karşı, uzaktan geçen bir yabancıya duyduğu hisleri besliyordu. Onları beslemek zorunda hissetmemek, kabahat sayılmamalıydı. Neden insan yavruları tıpkı hayvanlarınki gibi doğduklarından birkaç ay sonra başlarının çaresine bakacak duruma gelmezlerdi? Eğer kendi kendilerini doyuracak vasıflar kazanmayacaklarsa ölsünlerdi. Kendilerine bile faydaları olmayan bu yaratıklar doğa için külfetten başka ne olabilirdi?" Daracık bir lojmana sıkışmış bir hayat, çetin kış şartları, kocası tarafından terk edilen hamile iki çocuklu bir kadın, fırtınanın ortasında tek başına çocuklarının gözleri önünde gerçekleşen bir doğum, dünyaya gelen yeni bir bebek ve annenin çocuklarından çocukların annelerinden nefret etmesinin oluşturduğu bu kaotik ortam kitabı okurken insanı zaman zaman dehşete düşürüyor. Tüm bunların yanında roman ilerledikçe Selma'nın baskıladığı arzularını, düzenin dayattığı annelik ve eş rolleriyle çatışmasını görüyoruz. Böyle bir durumda Selma'yı tek mutlu eden şey ise kitaplar. Özellikle de şiir. Selma'nın bu hayatta sevdiği iki şey var; kocası Metin ve şiirler. Ebru Ojen'den okuduğum ilk kitap Lojman. Etkileyici, ürpertici, rahatsız edici biraz da korkutucuydu. Çok gerçekçi ve zaman zaman sert bir dili var kitabın. Kadın-erkek, anne-çocuk ilişkileri, toplumun kadına verdiği ya da dayattığı da diyebiliriz görev ve yetkileri sorgulatıyor okurken. Kitabı okurken farklı duygu durumları yaşıyor insan. Velhasıl her şeyiyle değişik, ayarlarınızla oynayacak bir kitap Lojman. (Filiz)
Lojman Kitap beni türlü türlü duygular içine soktu. Merak , üzüntü, korku, heyecan bu duyguların hepsini kitapta yaşadım. Bir kızın annesinden nefret etmesi, annenin çocuklarını kabullenmemesi, bir köy lojmanında yalnız olmaları…. Kısa kestim merak uyandırsın :) Heyecanla okunacak bir kitap #ebruojen #lojman #kitap #kitapsever #kitapokumak (Elif Tayfun)
Ilk kez okudugum ve bundan sonra radarımda olacak bir yazar Ebru Ojen. Lojman hem çok sürükleyici hem de bir o kadar kasvetli ve zor bir kitap. Çünkü alışkın olduğumuz ve kutsallastirdigimiz bütün kurumları sert bir dille eleştiriyor.Annelik,aile, çocuk sevgisi, anne sevgisi, devlet kurumları....gibi Van'in Erciş ilçesinde bir dağ köyünde öğretmenlik yapan Metin ve ailesinin hikayesi bu. Roman boyunca Metin'i görmeyiz. Olayları ve gelişimini anne Selma ,büyük kız çocuğu Görkem ve köylü Yasin'in anlatımından öğreniriz. Zorlu bir coğrafya, işsizliğin ortasında tek başına bir okul ve lojman,anne ve üç çocuk (üstelik üçüncü çocuğu tek başına doğurur Selma),hayalkırıklıkları,sevgisizlik,nefret roman boyunca bütün karakterleri kuşatır, etkisi altına alır. Tıpkı gri ve kasvetli bir devlet kurumu olan lojman gibi. Annenin çocuklarına olan nefreti ile özellikle Gorkem'in annesine olan nefreti roman boyunca yarışır. Zaten hep söylenir, herkes anne olmak zorunda değil,diye. Işte romanın bu kısmi oldukça sert ve zorlayıcı. Alışık oldugumuz aile kurumu güzellemesi yok. Bu anlamda çok gerçekçi ve ilginç bulduğum bir roman oldu. (Nazan Türk)
Lojman PDF indirme linki var mı?
Ebru Ojen - Lojman kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Lojman PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ebru Ojen Kimdir?
Ebru Ojen 1985 tarihinde Malatya’da doğdu.
Dokuz Eylül Devlet konservatuvarı Opera Ana Sanat Dalı Bölümünden 2010’da mezun oldu.
2014 te yayımlanan ilk romanı Aşı ile beğeni topladı. Ardından büyük edebiyat jürisi (Selim İleri, Ömer Türkeş, Latife Tekin, Semih Gümüş, Ayfer Tunç, Doğan Hızlan, Metin Celal, Handan İnci, Seval Şahin, Kemal Varol) tarafından geleceğin en iyi 10 yazarı arasında gösterildi.
Yazar daha sonra 2017’de Et Yiyenler Birbirini Öldürsün
2020’de Lojman adlı iki roman daha yazdı.
Ebru Ojen Kitapları - Eserleri
- Lojman
- Aşı
- Et Yiyenler Birbirini Öldürsün
Ebru Ojen Alıntıları - Sözleri
- Belki de insan olmak diye bir şey yoktu, insan olunamıyordu. Önce kavram bulunmuş, sonra da bu keşfe bir değer yüklenmişti. (Lojman)
- Başkasının acısı karşısında ne yapacağını bilemez ve çaresizleşirdi insan. Oysa kendi acısı, bildiği, tanıdığı bir düşmandı. Tanıdığı şey ne derece kötü olursa olsun her zaman gücü olabilirdi direnmeye. (Aşı)
- “İçinde olduğum zaman ayaklarımın altından kayıp gidiyordu.” (Aşı)
- Ancak bir yazar olsam ihanet edebilirdim sırrına. Çünkü yazarların ihaneti günahtan sayılmaz. Onlar sadece acı çekenlerin anlayacağı bir dilde yazarlar gerçeği. (Et Yiyenler Birbirini Öldürsün)
- Sonsuz bir yere doğru savruluyordu dünya.Yerinde kalmakta direnen tek şey insanlardı. Hiç sarsılmayacağına garanti veren bir toprağa köklenmişlerdi. (Aşı)
- Sevmek, şefkat duymak ona göre, uydurulmuş, insanları karanlık bir cehalete sürükleyen, korkunç zincirlere bağlayan kelimeler, duygulardı. (Lojman)
- Tek başına bir boka karar veremezler çünkü. Birisi olsun tepesinde, sürekli bağırsın, emirler versin... Tek başına olmaktan korkar bu Azmi gibiler. Yalnız kalmaktan, herkesin dışında bir yerde olmaktan tırsarlar. Korkak adamdan da hayır gelmez. Memleketin %90'ı korkak olmasa bu halde olmazdık. (Et Yiyenler Birbirini Öldürsün)
- “Hayatın elinden aldığı her şeyi ve geleceğini boşverdiği anı düşünmek, güzel bir şiir gibi akışkan ve dinlendiriciydi.” (Aşı)
- "Kendisi ve halkı gerçekten özgür olana kadar gülmeyeceğine yemin etmişti. Doğduğu topraklarda ölüm bile canlı kalmak zorundaydı. Unutmamak ve özgürlüğün tadını bir gün doyasıya çıkarabilmek için..." (Aşı)
- Kızına karşı, uzaktan geçen bir yabancıya duyduğu hisleri besliyordu. Onları beslemek zorunda hissetmemek, kabahat sayılmamalıydı. Neden insan yavruları tıpkı hayvanlarınki gibi dogduklarından birkaç ay sonra başlarının çaresine bakacak duruma gelmezlerdi? Eğer kendi kendilerini doyuracak vasıflar kazanmayacaklarsa ölsünlerdi. Kendilerine bile faydaları olmayan bu yaratıklar doğa için külfetten başka ne olabilirdi ki? (Lojman)
- Nasıl oluyor da gözlerini kör edebilecek kadar çeşitli renkler doğada bu kadar uyumlu bir arada durabiliyor, değişiyor, sönüyor, tekrar canlanıyordu? Şiir de öyleydi işte. Dizeler boyunca deviniyor, içe kapanık biçimiyle sarsıyor, şahlandırıyor, yaralayıp kanatıyor, buna rağmen yaşamını sekteye uğratmıyordu. (Lojman)
- "Ama kim sevgiye muhtaç değildi ki?" (Lojman)
- Bir şehitlik edebiyatıdır tutturmuşlar. Kimse bu ülkede yaşamak istemiyor. Ben de yaşamak istemiyorum. Nefret ediyorum savaşın içinde olmaktan. (Et Yiyenler Birbirini Öldürsün)
- Suratsız insanlardan nefret ederim. Ne olursa olsun gülecek bir sebebi olmalı insanın. Her şeyde bir komiklik bulunabilir. En kötü olayların içinde bile çok komik şeylere rastlamak mümkün. (Et Yiyenler Birbirini Öldürsün)
- "Muhalif insanlar, konforu tehdit altındayken, devletle işbirliği yapar mı?" (Et Yiyenler Birbirini Öldürsün)
- Başkasının acısı karşısında ne yapacağını bilemez ve çaresizleşirdi insan. Oysa kendi acısı, bildiği, tanıdığı bir düşmandı. Tanıdığı şey ne derece kötü olursa olsun her zaman gücü olabilirdi direnmeye. (Aşı)
- etrafımda insanlar yokken gerçeğin ta kendisiyim (Et Yiyenler Birbirini Öldürsün)
- Benim için zor değil gerçekten. Bir şeyler anlatmak ve dinlemek zor değil. Ama görüyorum ki bu çoğu insan için zor. Onun için daha zor. Engellerini aşamıyor. Engelleri var insanların. Her şey engel onlar için. (Et Yiyenler Birbirini Öldürsün)
- Yıkma dürtüsünün yaratma dürtüsü olduğunu hangi kitapta okumuştu, hatırlayamadı. (Lojman)
- Baskılar korkuyu tetiklemiş, korku da dönüşüme sebep olmuştu. Dönüşüm, fiziksel olarak kendini belli etse de asıl dönüşüm zihinlerdeydi. Katıksız bir özgürlük hedefleniyordu. (Aşı)