Kartaca Kraliçesi Dido - Christopher Marlowe Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Kartaca Kraliçesi Dido kimin eseri? Kartaca Kraliçesi Dido kitabının yazarı kimdir? Kartaca Kraliçesi Dido konusu ve anafikri nedir? Kartaca Kraliçesi Dido kitabı ne anlatıyor? Kartaca Kraliçesi Dido PDF indirme linki var mı? Kartaca Kraliçesi Dido kitabının yazarı Christopher Marlowe kimdir? İşte Kartaca Kraliçesi Dido kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi
Yazar: Christopher Marlowe
Çevirmen: Özdemir Nutku
Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9786053327684
Sayfa Sayısı: 112
Kartaca Kraliçesi Dido Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Christopher Marlowe, (1564-1593): Hayatı ve ölümü bir gizem perdesiyle örtülü olan sanatçı Elizabeth döneminin en önemli oyun yazarları arasında yer alır. Canterbury'de bir ayakkabıcının oğlu olarak dünyaya gelmiş, zekâ ve yeteneği ile sivrilmiş, zamanının en iyi eğitimini almıştır. Din öğrenimi yapmak üzere gittiği Cambridge Üniversitesi'nde tarih ve felsefeyle de ilgilenmiş, Fransızca öğrenmiş, lisans ve lisans üstü derecelerle mezun olmuştur. İngiliz tiyatrosunda uyaksız dizeler ve açık ölçü sayesinde dilin tüm olanaklarının kullanılabildiği yeni bir çığırın öncüsü olmuştur. Kartaca Kraliçesi Dido'yu Thomas Nashe ile birlikte 1587'den önce yazdığı tahmin edilmektedir. Bu oyunu Büyük Timurlenk I-II, Maltalı Yahudi, Doktor Faustus ve II. Edward izler. Paris'te Katliam yazarın son oyunudur. Uyumsuz, kavgacı ve küfürbaz bir insan olan Marlowe'un Katolik öğrenciler arasında devlet ajanı olarak çalıştığına dair şüpheler vardır. Kalpazanlıkla suçlanmış, tanrıtanımazlık iddiasıyla kovuşturulmuş ve bir meyhane arkadaşı tarafından öldürülmüştür.
Kartaca Kraliçesi Dido Alıntıları - Sözleri
- Bütün ömrümü geçiririm senin o görkemli kollarında.
- Onun altın sarısı saçlarından bilezik yapacağım kendime; O ışıldayan gözleri aynam olacak benim, Dudakları da sunağım, ben de Denizdeki kum kadar sayısız öpücük sunacağım ona. Müzik yerine, onun konuşmasını dinleyeceğim, Onun bakışları olacak benim tek kitaplığım
- “Lafta kalan sevgi çok çocukça.”
- Ah aşk! Ah nefret! Ah kadınların acımasız yürekleri.
- “Zorunluluk olmadık yetenekler veriyor insana.”
- Ah Dido , hayatlarımızın efendisi kadın , Seni terk edersem , cezam ölüm olsun ! Kabarsın öfkeli denizler , Surat assın şımarık kader tanrıçaları ; Uğuldasın rüzgârlar , tehdit etsin kayaları , kumsalları ! Aeneas'ın aradığı liman burası , Görelim , hangi kasırga bana zarar verebilir şimdi .
- "Sen gülümsedin mi gökte bulut kalmıyor Bakışların yaratıyor gece ile gündüzü. "
- Dido, Aenas'ı yanında tutabilmek için "o erkek avcısı şırfıntı" gibi davranmayı bile göze almıştır: - Ama Paris gibi sadık olacaksan sen de, - Varsın güzel Troya gibi harabeye dönsün Kartaca - Ve ikinci Helen desinler bana da!
- "Sen gülümsedin mi gökte bulut kalmıyor, Bakışların yaratıyor gece ile gündüzü."
- “Aşk saçmalıktır, bir oyuncak. Ah kutsal aşk, Eğer yeryüzünde cennet varsa, o da aşktır”
Kartaca Kraliçesi Dido İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Aşklar ve erkekler: Olay olay içinde Mit , mit içinde Mitoloji ile beslenen minnacık ama dev bir senaryo Aşk, siyaset ve tanrıların oyunları! Hepimizin bildiği bir Truva atı ve savaşı, savaşı başlatan altın elma güzellik yarışması var işin içinde. Kitabın konusu Truva düştükten sonra savaştan kaçan komutan Aeneas'ın Kartaca kıyısına sığınması ve Kartaca kraliçesi Dido nun komutana aşık olması anlatılmaktadır. Konu kısa ve net... Sadece senaryoyu okumak düz bir yazı olur yalın ve tatsız kalır. Efsaneleri de değinmek gerekir. Birinci efsanemiz Truva savaşının öncesi "altın elma" ilk güzellik yarışması; "Zeus, Akhilleus'un annesi ve babası Thetis ve Peleus'un evlilik törenleri şerefine bir ziyafet verir. Fakat bu ziyafete Eris davet edilmez. Törene sinirle gelen Eris, "en güzel olan için" diye bağırarak bir altın elma fırlatır. Hera, Athena ve Afrodit elma üzerinde hak iddia ederler. Bunun üzerine de Zeus'tan aralarında en güzelin kim olduğunu seçmesini isterler. Bu seçimi yapmakta isteksiz olan Zeus, Troyalı bir ölümlü olan Paris'in değerlendirmeyi yapacağını duyurur. (Paris daha önce boğa kılığındaki tanrı Ares'in kendi boğasını yenmesi üzerine tanrıyı ödüllendirdiği için adaleti ile tanınıyordu.) Hermes'in yol göstericiliğinde 3 tanrıça Paris'in seçimini yapması için Ida Dağı'na gider. Orada, dağın pınarında yıkanmalarının ardından Paris'e güçlerini gösterirler. Hera, Paris'e onu Avrupa ve Asya'nın kralı yapmayı önerir. Athena ise savaşta kullanabileceği bilgeliği ve yetenekleri vadeder. Afrodit dünyanın en güzel kadınının aşkını vermeyi teklif eder. (Bu kadın Yunan kralı Menelaos'un karısı Spartalı Helen idi.) Paris, Afrodit'in önerisini kabul eder ve onu elmayla ödüllenririr. Yunanların düşmanlığını kazanmak pahasına Helen'i alır. Helen'i Paris'in elinden geri almak için Yunanların açtığı savaş Truva Savaşı olarak anılır." (Kadın eşya değildir alınıp satılamaz.) ( Orlando Bloom yani yakıştı mı sana sorarım. Bence yakışmış:) İkinci efsanemiz Truva atı ve Truva savaşı; "Truva atı, Odysseus'un Truva surlarını aşmak ve şehre gizlice girmek için yaptırdığı tahtadan at maketidir. Savaş yaklaşık 10 yıl sürmektedir. Askerler bıkkın ve yorgundur. Zekası sayesinde Athena tarafından da sevilen Odysseus'un aklına tahtadan bir at yapma fikri gelir. Plana göre Akhalılar savaştan çekiliyor gibi gözüküp, geride çok büyük bir tahta at bırakırlar. Odysseus ve diğer seçkin komutanlar atın içine gizlenirken, diğerleri denize açılıp gemileri Bozcaada'nın arkasına, Troyalıların onları göremeyeceği bir şekilde gizlerler. Planın yürümesi için, görevi tahta atın Truvanın surlarından içeri girmesini sağlamak olan bir Akhalı askeri atın yanında bırakırlar. Akhalıların çekildiğini gören Truvalılar, şaşkınlık içinde batı kapısının önündeki dev tahta atın yanına giderler. Bu sırada ortaya çıkan Sinon ismindeki Akhalı asker, Yunanlardan nefret ettiğini, onu Akhalıların geri dönüşleri için gerekli rüzgarın çıkması adına kurban seçtiklerini ve kendisinin kaçarak kurtulduğunu söyler. Tahta at Tanrıça Athena'ya kutsal bir sunak olarak yapılmıştır. Büyük olmasının sebebi Troyalıların onu dar şehir kapılarından şehrin içine almalarını engellemek içindir. Akhaların beklentisi Troyalıların bu atı yakıp yıkmalarıdır. Böylece Tanrıça Athena'nın öfkesini Troya üzerine çekmiş olacaklardır. Ama Troyalılar atı şehrin içine alıp onu korurlarsa Athena'nın lütfu Troyalılara yönelecektir. Akhalı askerin sözlerine inanan ve barışmak isteyen Truvalılar bu sözlere inanırlar ve tahta atı içeri alırlar. Gece barış kutlamalarıyla eğlenen ve alkolün etkisiyle sızan Truvalılar, atın içindeki Akhalı Savaşçılar tarafından avlanır. Bu sırada Truva'nın surlarına yaklaşmış olan Akhalı Ordusunun da takviyesiyle Truva Şehri tamamen yıkılır. Truva'nın baştan sona yakıldığı bu katliam sonrasında Menelous Helen'i alarak Yunanistan'a yelken açar." Kadını kötülemek aslında bir iktidar mücadelesidir, bellektir. Homeros’un zamanından beri de devam etmektedir. Bitmeyen bir kavgadır. Egemen sınıf her zaman kendi belleğini yaratmanın peşindedir. Kimlik yaratma adına bir örnek vermek gerekirse Zeus’un her türlü çapkınlığı Hera’yı çileden çıkarsa da Zeus her zaman işin içinden sıyrılmasıdır. Herkül, Zeus’un ölümlü bir kadından olma çocuğudur ve Hera üzerinden başına gelmeyen kalmaz. Zalim kadın bu çocuğa türlü belalar bulaştırır, olayın asıl sorumlusu erkek ise hiçbir şey olmamış gibi olayına devam eder. Senaryo okuyun, mitolojiyi sevin:) Ankara Mart soğuk (yağmur/kar/güneş) (Asya️️️)
Vergilius'un İzinden Giderek Aeneas'ı Selamlamak:Kartaca Kraliçesi Dido: “Troyalıyım, Aeneas benim adım, Savaş yüzünden doğduğum yerden ayrıldım, İtalya’ya gitmek üzere yelken açtım, Kutsal soyum, asayı taşıyan Jupiter’den gelir.” 1. Christopher Marlowe Kimdir? yazar/i568 ile aynı dönemde yaşayan ve İngiliz edebiyatının en büyük oyun yazarlarından biri olarak gösterilen yazar/i20339, 1564’te doğdu. Elizabeth döneminin edebiyatçıları arasında âdeta parlayan bir yıldızdı. Canterbury’de doğan Marlowe, bir ayakkabıcının oğluydu fakat aldığı eğitim üst düzeydi. Bunun sebebi ise alışılmışın dışındaki zekâsı ve yeteneğiydi. Cambridge Üniversitesi’ne din eğitimi almaya gitti ve orada tarih ve felsefe öğrenimi de gördü. Fransızca öğrendi ve hem lisans hem de yüksek lisans mezunu oldu. 2. Hayatına Dair Söylentiler ve Shakespeare'in Marlowe Olduğu Teorisi: Hayatı ve ölümüne dair birçok söylenti olan Marlowe’un eserleri yüzyıllardır inceleniyor. Toplamda 7 oyun ve biraz da şiir yazdığını bildiğimiz yazarın Shakespeare ile aynı kişi olduğuna dair kimi komplo teorileri de mevcuttur. Aslında Shakespeare diye birinin yaşamadığı ve onun yazdığı tüm oyunların Marlowe'a ait olduğunu söyleyen kimi eleştirmenler bunu kanıtlamak adına bir hayli çaba sarf etmişlerdir. Konuya dair söylentilerin en büyüğü ise Marlowe’un kendisine öldü süsü vermesi ve Shakespeare adıyla yeniden oyunlar yazmaya başlamasıdır. Karanlık ilişkileri olduğu bilinen yazarın düşmanları çok olduğu için böyle bir yöntem düşündüğü ifade edilir. Bir diğer sıra dışı düşünce ise Marlowe’un ölümünde Shakespeare’in de parmağı olduğu yönündedir. Ama bu da yine bir komplo teorisinden fazlası değildir. Bir bar kavgası esnasında ölür Marlowe ve ardında bıraktığı oyunlar Shakespeare’e esin kaynağı olur. Ve günümüzde ise Marlowe’un ünü Shakespeare’den çok geridedir. 29 gibi genç sayılabilecek bir yaşta ölmüştür ve daha uzun yaşaması halinde onlarca oyun yazarak belki de Shakespeare’den daha başarılı bir kariyere sahip olacağı edebiyat çevrelerinde sıklıkla dile getirilen bir argümandır. Söylentiler arasında Shakespeare’in oyunlarını yazarken ona kurgu ve karakterler hakkında öneriler sunan cömert bir şair olduğu da vardır. Nitekim bunların tamamı çok da net olmayan bilgilerdir. Günümüz dünyasında Marlowe ve Shakespeare’in farklı kişiler olduğuna inanan kişi sayısı daha fazla olduğu için ben de elbette o çizgide ilerleyeceğim ve yavaş yavaş yazının asıl konusu olan tragedyaya geçeceğim. Lakin öncesinde kısaca diğer eserlerine değinmekte yarar var. 3. Eserlerine Hakkında Kısaca: “Lafta kalan sevgi çok çocukça.” -sayfa 31- kitap/kitap--76392, kitap/kitap--61347, kitap/kitap--67626, kitap/kitap--79293, kitap/kitap--104141 ve son olarak kitap/kitap--62651, yazarın hayattayken kaleme almış olduğu eserler. Çeşitli yayınevlerinden bu eserlere ulaşmak mümkün olsa da, İş Bankası Yayınları hepsini tek tek yayımlamaya devam ediyor. Yapı Kredi Yayınları ise “kitap/kitap--79181” adı altında hepsini tek kitapta toplamayı tercih ediyor. Kartaca Kraliçesi Dido’nun çevirmenliğini, aynı zamanda Shakespeare uzmanı da olan ülkemizin güzide çevirmenlerinden yazar/i12545 üstleniyor. 4. Kartaca Kraliçesi Dido'nun Esin Kaynakları ve Şablonu: Kartaca Kraliçesi Dido, Marlowe’un oyunları arasında mitoloji kökenli olan tek oyunu. Ana esin kaynağı Yunan ve Roma mitolojisi olan Marlowe, yazar/i1047 ve yazar/i10219’un izinden gidiyor. Homeros’un kitap/kitap--1953’sını takip eden Vergilius’un kitap/kitap--26517 destanını yazmış olması Marlowe’a da ilham vermiş olacak ki, bu iki büyük destanda karşımızı çıkan Troyalı kahraman Aeneas'ın öyküsünü anlatmayı tercih etmiş. Ve pek tabii bunu oldukça başarılı bir şekilde yaptığını söylemek yanlış olmaz. Bu tragedyayı Marlowe’un yazar/i122646 adlı yazarla birlikte yazdığı bilinir. 1587’den önce yazıldığı tahmin edilen eseri William Shakespeare’in de okumamış olma ihtimali bulunmadığından, onun kimi tragedyalarına esin kaynağı olduğu söylenebilir. Hatta özellikle mitoloji kökenli olanlara. Diğer oyunlarından daha farklı bir kulvarda olan Kartaca Kraliçesi Dido’nun ana kahramanları bizzat Aeneas ve Dido’dur. Aeneas’ı okumuş olanlar için hiç de yabancı değillerdir zira bu oyunda karşımıza çıkanlar hem o destanın öncesine değiniyor hem de Vergilius'un metniyle birçok paralellik gösteriyor. 5. Karakterlere Dair: "Ah kutsal aşk, Eğer yeryüzünde cennet varsa, o da aşktır” -sayfa 65- Ascanius: Aeneas ve Kreusa’nın oğlu olan Ascanius, bir başka efsaneye göre ise Aeneas’ın Troya’dan ayrılmasından sonra doğmuştur ve annesi Lavinia’dır. Fakat yaygın kanıya ve antik metinlere göre Troya yanarken Aeneas babasını sırtlar ve oğlunun da elinden tutarak şehirden ayrılır. Troya'nın çöküşünün ikonik anlarından biridir bu. İtalya’ya doğru yolculuklarında her ikisi de yanındadır. Sonrasında ise Lavinia’yla evlilikleri gerçekleşir. Marlowe’un oyunu da Homeros ve Vergilius mitlerine sadıktır fakat Lavinia karakteri bu tragedyada yer almaz. Ascanius’un da rolü nispeten azdır. Ana konu Aeneas ve Dido arasındadır. Aeneas: Roma’nın kurucularından olduğu söylenen Troya kökenli kahraman. Homeros’un İlyada destanında Hektor ve Paris gibi vatanı Troya uğruna savaşmış ve Yunan ordularına karşı koymuş güçlü bir savaşçıdır. Lakin Troya’nın yıkımına engel olunamamıştır. Aeneas şehrin düşmesinden sonra kendisine sadık bir grup adamla birlikte kentten ayrılır. Gemilerle denize açılan kafilenin amacı İtalya yarımadasına ulaşmaktır. Fakat çıkan fırtınalar onları Afrika kıyılarına, Kartaca’ya sürükler. Büyük bir azimle İtalya'ya gitmeye çalışan Aeneas burada zaman kaybetse de, Kraliçe Dido tarafından dostça karşılanır. Gemileri onarılır ve yeniden hareket zamanı gelene dek kalınır. Fakat aşk tanrıçasının söyleyecek birkaç sözü vardır. Dido: Önceki efsanelerde “Elisa” adıyla anılan kadın Vergilius’un destanıyla birlikte Dido adını almıştır. Günümüzde Libya ülkesine denk gelen Kartaca ülkesinin kraliçesidir. Daha sonra Roma’yla savaş halinde olacak ünlü komutan Hannibal’ın da memleketi olan Libya’da normal hayatına devam eden Dido, günün birinde kıyılarına çıkan yabancı kişilerle iletişim kurar. Onlardan birinin ünlü Troyalı kahraman Aeneas olması Dido’yu heyecanlandırır. Aşk tanrıçasının da müdahalesiyle şanına hayran olduğu bu adama âşık olur Dido ve onun ülkesinden ayrılmaması için elinden geleni yapar. Aeneas uğruna herkesi karşısına alır ve tüm dünya tarafından "ikinci Helen" olarak anılmayı bile umursamaz. Yeter ki Aeneas ona sadık kalsın ve İtalya'ya gitmesin. Bu uğurda bütün varlığını onun önüne sermeye hazırdır. 6. Tragedyanın Yazılışı ve Yapısı Hakkında: İlk kez 1584’te sahnelendiği düşünülen oyun ancak 10 yıl sonra basılabilmiştir. The Children of the Chapel adlı bir topluluk tarafından Kraliçe 1. Elizabeth’in huzurunda sergilenir. İlk sahnelendiğinde yüksek lisans öğrencisi olan Marlowe’un oyunu ilk basıldığında kapakta Thomas Nashe ismi de vardır fakat tam olarak hangi kısımlarda destek verdiği veya neden birlikte yazdıklarına dair net bir bilgi yoktur elimizde. Marlowe eserini kaleme alırken Vergilius’tan esinlense de, aslında ondan çok daha farklı anlatım ve kurgu ile örer anlatısını. Trajedi anlamında başarılı bir eser çıkarır ortaya. Zaten var olan öyküyü ufak dokunuşlarla daha da cazip bir şekilde sunar okurlarına. 7. Öykünün Başlangıcı: Tanrılar Meclisi Olimpos “Dido yaşlı Priamus’u mezarından çıkarıp diriltebilir mi? Yunanların yaktığı Troya’yı yeniden kurabilir mi? Hayır, hayır, onun umurunda değil batmamız, yüzmemiz” -sayfa 57- Marlowe’un oyunu Olimpos’ta başlar. Tanrıların katında Jupiter’in (Zeus) huzurundayızdır. Antik Yunan’da normal karşılanan eşcinsellik tanrılar arasında da yaygındır ve Jupiter’in dünyadayken âşık olup Olimpos’a getirdiği şarap sakisi Ganymede ile yakın ilişkilerine konuk oluruz. Bu sahnenin ardından Aeneas’ın annesi olarak bildiğimiz tanrıça Venüs girer sahneye ve oğlunun açık denizde bir başına olduğundan ve kaderinin belirsizliğinden dem vurur. Jupiter’in sözleri ise âdeta büyük bir kehanetin ayak sesleridir: “Güzelliğin ürünü, parlak Ascanius, Atlas’ın inleyerek omuzladığı Yıldız kuleleri arasında tahtını kuracak; İmparatorluğunun sınırlarını gökler oluşturacak, Gök mavisi kapılar onun adıyla donanacak Ve sabah onun ünüyle gözlerini beslemek için Bir an önce doğmaya çalışacak. Böylece yiğit Hector’un soyu, çocukları Roma’nın kraliyet asasını üç yüz yıl süreyle taşıyacak Bir rahibe prenses Mars’tan hamile kalıp ikiz doğuracak, İkizlerin çabaları Troya’yı sonsuz kılacak.” - Jupiter (sayfa 5) Bu cümlelerden yok olan, yakılıp yıkılan, yağmalanan kutsal İllion (Troya) şehrinin hayatta kalan son üyelerinden Aeneas’ın soyunun İtalya’da devam edeceği ve kutsal Roma İmparatorluğunun tohumlarının atılacağı sonucunu çıkarmak mümkün. Jupiter’in emriyle haberci tanrı Hermes, denizlerin tanrısı Neptün’e gider ve Aeneas’ın belirsiz durumunu iletir. Venüs’ün endişelerini dindiren Jupiter, yeniden kendi zevk dolu anlarına döner. Troyalı bir genç olan Ganymede’in Jupiter tarafından tanrılar katına çıkarılması Yunan Mitolojisi'nde Hera olarak bildiğimiz fakat Roma'daki ismi Juno olan tanrıçanın hoşuna gitmez. Vergilius’a göre başka bir etken de Paris’in en güzel kadına elmayı sunma hikâyesidir. O günden beri Troya’ya ve o kentin insanlarına karşı bir tavır sergileyen Juno’nun bütün çabaları boşuna kalır zira Jupiter bildiğini okumaya devam edecektir. Genç adama duyduğu aşkla sarhoş olmuş gibidir. 8. Aeneas’ın Dido’ya Sevgisi ve Terk Edişi: “Ne ki zaman unutturur ona üzüntüsünü, Arzulayacağı yeni sevgiler getirir.” -sayfa 46- Marlowe, ustası Vergilius’un destanına birçok açıdan sadık kalır. Aeneas’ın aşk ve yolculuk öyküsünü, destandaki olaylar ekseninde işler. Hatta daha da iyisini yaparak Dido’yu terk etmesine çok daha anlaşılabilir gerekçeler sunar. Venüs’ün dokunuşuyla Aeneas’ın oğlu Ascanius kılığında Cupid çıkar karşımıza ve onun attığı altın bir okla birbirlerine aşık olur bu ikili. Bir yanda yüreği ve bedeninin kalmak istediği, âşık olduğu kadının ülkesi Kartaca, diğer yanda ise tanrıların kehanetiyle kendisini gitmek ve görevini tamamlamak zorunda hissettiği İtalya vardır. Kendi istekleri ile tanrıların buyrukları arasında sıkışmış hisseder Aeneas ve bu ikilemini de oldukça mantıklı cümlelerle ifade eder. Dido ile aralarında şöyle bir diyalog gerçekleşir. Aeneas: Ölümsüz Jove’un buyruğu ile Bu kenti terk edip İtalya’ya geçmeliyim, Bu yüzden zorunluyum gitmeye. Dido: Yürekten değil Aeneas’ın bu sözleri. Aeneas: Hayır, yürekten değil, hiç istemiyorum gitmeyi. Yine de kalamam buralarda. Dido hoşça kal. -sayfa 71- 9. Tanrıların Dokunuşuyla Şekillenen Hayatlar: “Lavinia’nın yaşadığı kıyılara ulaşmalıyım bir an önce, Eski Troya’yı kuracağım yeni temeller üstüne.” -sayfa 70- Gerek Antikçağ’da gerek Ortaçağ’da Ovidius ve yazar/i10736 gibi kimi yazarlar Aeneas’ı kibirli ve kendini beğenmiş olarak gösterirler fakat Marlowe, Vergilius’a yakın bir görüntü çizerek onun hamlelerinin altında yatan sebepleri gayet net bir şekilde açıklayan, sözüne sadık ve kararlı bir yapıda resmeder Aeneas'ı. Aeneas, Kartaca’da kalmaya karar verir. Dido'nun maddi ve manevi destekleriyle orada Troya’yı inşa edecektir. Kent tamamen farklı bir havaya bürünecektir ve bu sayede Hektor'un soyu da devam etmiş olacaktır. Nitekim tanrıların bu hikâye için söyleyecek sözleri henüz bitmemiştir. Öykünün başında gördüğümüz Jupiter'in sözleri bir kader görevi görecektir ve Aeneas kendisini İtalya'ya gitmek zorunda hisssedecektir. Dido'nun ve kız kardeşi Anna'nın ısrarlarına rağmen bu karar alınmalıdır. Tanrıların buyruğu bu yöndedir. Kartaca'da ona dair bir gelecek yoktur. Dido, Aeneas uğruna onu seven komşu ülkenin kralı Iarbas’ı karşısına almış ve daha pek çok düşman kazanmıştır. Tek isteği biricik Aeneas'a sahip olmaktır. Körü körüne bir aşk yaşar ve kıskançlık duyguları da ağır basar. Belki de daha sağlıklı bir iletişim olayları çözebilecekken Aeneas'ın gizli kararlar alması durumu karmaşık bir hale getirmeye yetecektir. Tragedyaların temelinde de bu vardır zaten. Her şey ince bir çizgi üzerinde ilerler ve o çizginin dışına çıkmak trajik sonuçlar doğurur. Olayların bu şekilde seyretmesi ileride Kartaca'nın Roma'ya siyasi ve askeri anlamda birçok zorluk çıkaracağı anlamına gelecektir. Kartacalı Hannibal, Roma İmparatorluğu ile uzun yıllar savaşacaktır. 10. Anna ve Iarbas’ın Öyküsü: “Asla ölmem, eğer beni bırakmazsa, Çünkü sonsuzluğu görüyorum bakışlarında Ve bir öpücükle beni ölümsüz yapacak insan o.” -sayfa 62- Marlowe’un asıl anlatmak istediği Aeneas ve Dido’nun öyküsü olsa da, yan öykülerden birinde ise Anna ve Iarbas’ın öyküsünü takip ederiz. Iarbas, Kartaca’ya komşu bir ülkenin kralı ve aynı zamanda Dido’ya âşık biridir. Ondan karşılık bulması taktirde güçlerini birleştirecekler ve durdurulması zor olan evrensel bir güç haline geleceklerdir. Lakin Dido’nun aşk tanrıçası karşısında boyun eğmesi onun Aeneas’a sırılsıklam âşık olmasına neden olacak, Iarbas’ın tüm uyarılarına ve sevgisine rağmen de bundan geri adım atmayacaktır. Ya Aeneas onunla olmayı kabul edecektir ya da Dido’nun sonu gelecektir. Pamuk ipliğine bağlı, kıskançlıkla dolu, şiddetli bir sevgidir onunkisi ve bu da elbette hayat söz konusu olduğunda riskli bir durumdur. Bir başkasına bu denli bağlanmak, bağlanan kişinin hayatını alt üst etmeye yetecektir. Nitekim öyle de olur. Iarbas buna rağmen Dido’nun çevresinden ayrılmaz ve olan biteni gözlemler. Aeneas’ın ayrılmaya karar vermesinin ardından yeniden umutlansa da, Dido’nun aşkı karşısında çaresiz bir duruma düşer. Bir başka aşk ise Dido’nun kız kardeşi Anna’nın Iarbas’a olan aşkıdır. O da bir karşılık bulamaz bu aşktan ve onunkisi de platonik kalacaktır. Herkesin başkasına âşık olması fakat kendisini seven insanları umursamıyor olması içinde bulunduğumuz dünyanın yazılı olmayan kurallarından biri olsa gerek. Gönül, onu sevene değil, her zaman elde etmesi daha zor olana yönelir ve insanlar acı çekmeye devam eder. Aşk, hem insan hayatına hem de dünyanın gidişatına minik dokunuşlarla yön verir böylece. 11. Antik Dönem Yazarlarına Göndermeler: Marlowe'un oyunu Vergilius'un eseri ekseninde Yunan Mitolojisi'ne dayansa da, başka bazı yazarlardan da destek aldığını söylemek mümkün. Troya'nın yıkılışının anlatıldığı kısımlar ve tragedyanın kimi sahnelerindeki detaylar farklı antik metinlere dayanır. Örneğin bunlardan en önemlisi Roma'nın büyük şairlerinden yazar/i8942'a ait olan kitap/kitap--22701 adlı kitabıdır. yazar/i6712'in kitap/kitap--17133 adlı oyunundaki -incelemesi için bakınız: gonderi/153215312- anlardan da destek aldığı görülebilir. İlyada haricinde kitap/kitap--1955 de çıkar karşımıza. Son olarak, Roma'nın kuruluş mitolojisinin en önemli hikâyelerinden biri olan Romus ve Romulus miti de öyküde kendisine yer bulur. 12. Son Söz: "Başarı duygumuzun kalmaması, Zafer duygumuzun yok olması, Engelliyor yüreğimizde umut beslemeyi." -sayfa 12- İngiliz edebiyatının en önemli yazarlarından Marlowe'un mitoloji sevgisiyle oluşturduğu bu yapıtı elbette bir "yeniden yazım"dan çok daha ötesidir. Zaten bilinen olayları aynı şekilde anlatmak yerine kendinden bir şeyler katan ve kimi ufak dokunuşlarla başarılı bir şekilde anlatan Christopher Marlowe hem mitolojik öykülere bağlı kalıp hem de kendi imzasını attığı bir oyun tasarlamıştır. Zaman zaman Vergilius'un Latince dizelerini de kullanan Marlowe, ustasının anlattığı öyküyü daha kısa bir şekilde anlatmıştır. Bu sebeple yaşananları daha geniş bir açıdan görmek ve çok daha şiirsel bir dille okumak isteyenlerin sonraki durağı kesinlikle kitap/kitap--26517 Destanı olmalıdır. Aeneas’ı okumuş olan kişiler ise geciktirmeden bu harikulade oyunu okumalıdırlar. Dido'nun acılı yüreği karşısında hüzne kapılacağınız, Aeneas'ın görkemli öyküsü karşısında heyecanlanacağınız, tanrıların olaya müdahaleleriyle hop oturup hop kalkacağınız ve Troya'nın adı her geçtiğinde Homeros'un efsanevi anlatımını hatırlayacağınız, şiirsel, epik, efsanevi ve maceralı bir öykü Kartaca Kraliçesi Dido. Kadınlara, erkeklere, tanrılara, savaşlara, aşklara, yolculuklara ve önemlisi de hayata dair, bildiğimiz ama aynı zamanda bilmediğimiz, yaşadığımız ama aynı zamanda yaşamadığımız bir öykü. Bize bu hikâyeleri deneyimleme şansı sunan bütün yazarlara sevgi, saygı ve minnetle. Mitolojiyle dolu günlere... Keyifli okumalar dilerim. “Böylece yiğit Hector’un soyu, çocukları Roma’nın kraliyet asasını üç yüz yıl boyunca taşıyacak.” -sayfa 5- (Bahri Doğukan Şahin)
Kartaca Kraliçesi Dido PDF indirme linki var mı?
Christopher Marlowe - Kartaca Kraliçesi Dido kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kartaca Kraliçesi Dido PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Christopher Marlowe Kimdir?
Christopher Marlowe, 26 Şubat 1564'te Canterbury'deki St. George Kilisesi'nde vaftiz edilmiştir. Canterbury'de yaşayan ayakkabıcı John Marlowe ve Katherine çiftinin oğullarıdır.
Çok zeki bir kişi olduğu için zamanının en iyi eğitimini almıştır. 15 yaşına kadar burslu olarak yerel ileri derece okulu bitirmiş;Cambridge Üniversitesi'ne girmiş; 1584 de lisans (BA) ve 1587de lisans-üstü (MA) dereceler almıştır.
University Wits dram topluluğu üyelerinden biriydi ve master yıllarında oyun yazarlığına başladı. Marlowe 7 tane oyun yazmıştır. Marlowe'un oyunları hem kendi hayatında hem de ölümünden sonra zamanımıza kadarki dönemlerde seyircilerin çok ilgisini çekmekle beraber kapsamaları dolayısıyla her zaman tartışmaya yol açmışlardır. İşledigi temalar ve konular arasında Doctor Faustusda ateistlik ve şeytana tapma, Edward IIde eşcinsellik ve The Jew of Maltada anti-semitik Yahudi düşmanlığı bulunmaktadır. Ayrıca Marlowe İngiliz edebiyatı içinde Hero and Leander adlı uzun şiiri ve The Passionate Shepherd to His Love (İhtiraslı çobandan sevgilisine) adlı kısa bir şiiri ile de ünlüdür.
Marlowe'un hayatı ve ölümü gizemlidir. Devletin bir gizli ajanı olduğuna dair elde belgeler bulunmaktadır. 29 yaşında iken bir bar kavgası sırasında başına bir kama saplanması ile öldürülmüştür. Ateist olması veya eşcinsellik konusu işlemesi dolayısıyla hükümet yanlılarınca bir suikasta uğraması veya işlediği konuları sevmeyenlerin bir komplosuna kurban gitmesi hala tartışılmakta olan konulardandır.
Bazı kişilerse ünlü İngiliz oyun yazarı Şekspir (William Shakespeare) tarafından yazılmış olduğu kabul eden ünlü oyunların gerçekte Marlowe tarafından yazıldığını iddia etmişlerdir.
Christopher Marlowe Kitapları - Eserleri
- Doktor Faustus
- Paris'te Katliam
- Maltalı Yahudi
- Kartaca Kraliçesi Dido
- Büyük Timurlenk 1-2
- II. Edward
- Bütün Oyunları
Christopher Marlowe Alıntıları - Sözleri
- ...Canım analitik, beni sen büyüledin! Bene disserere est fin iş logices. İyi tartışmak... mantığın bütün amacı bu mu??? (Doktor Faustus)
- Herkesin nefret ettiği birini niye seversin ki? (II. Edward)
- Cehennemdeyim, Faustus, cehennemde... Burası da benim için cehennem... Ben, Tanrı'nın yüzünü görmüş, cennetin o hiç tükenmeyecek sevincini tatmış olan ben, sonsuz mutluluktan yoksun olmakla bin cehennem acısı çekmiyor muyum sanırsın? Ah! Faustus, titreyen yüreğime korku veren şu boş sorularını bırak. (Doktor Faustus)
- Günahlarımın bağışlanmasına yarasaydı, Canım çıkıncaya dek kırbaçlardım kendimi. (Maltalı Yahudi)
- Benim için cahillik günahtır sadece. (Maltalı Yahudi)
- ...Durmak bilmeyen zaman, dingin, sessiz adımlarıyla ilerliyor; günlerimi, ömrümü kısaltıyor... (Doktor Faustus)
- Nefret etmeyi beni sevmeyenlerden öğreneceğim. (Paris'te Katliam)
- “Lafta kalan sevgi çok çocukça.” (Kartaca Kraliçesi Dido)
- Beni böyle bırakacak kadar zalim olabilir misin? (Maltalı Yahudi)
- "Sen gülümsedin mi gökte bulut kalmıyor Bakışların yaratıyor gece ile gündüzü. " (Kartaca Kraliçesi Dido)
- “Aşk saçmalıktır, bir oyuncak. Ah kutsal aşk, Eğer yeryüzünde cennet varsa, o da aşktır” (Kartaca Kraliçesi Dido)
- Şu ikisi onun ünlü dostlarıdır, lordum, Böylesine sıkı bir dostluğu görünce insan Şiddetli bir arzuyla çabalıyor böyle bir bağ için. (Büyük Timurlenk 1-2)
- Of, bırakın beni, biraz dinleneyim burada, Büyük bir acı sıkıyor yüreğimi, ....yakınmaya zorluyor acı beni. (Paris'te Katliam)
- Bütün öğrendiklerimizi şöyle özetlenebiliriz: Sevgili Spencer, ölmek için yaşıyoruz hepimiz; Spencer bütün yaşayanlar ölür, yükselenler düşer. (II. Edward)
- Ancak pek de zor değil insanlarla güzel konuşmak; Pohpohlayıp umut vermeliyim onlara. (II. Edward)
- Lanet olsun, şu savaşı icat edene! (Büyük Timurlenk 1-2)
- ...İnsanın hırsız olup olmadığı suç ortağından sorulmaz ki!!! (Doktor Faustus)
- Dido, Aenas'ı yanında tutabilmek için "o erkek avcısı şırfıntı" gibi davranmayı bile göze almıştır: - Ama Paris gibi sadık olacaksan sen de, - Varsın güzel Troya gibi harabeye dönsün Kartaca - Ve ikinci Helen desinler bana da! (Kartaca Kraliçesi Dido)
- BALDOCK: Sevgili Spencer, ölmek için yaşıyoruz hepimiz; Spencer bütün yaşayanlar ölür, yükselenler düşer. (II. Edward)
- Tehlike mutluluğun başlıca yoludur; Ün ve onura ulaştıran da kararlılıktır; Can attığım şeyler erişemediğim şeylerdir... (Doktor Faustus)