diorex

Dilin Kökenleri - Pascal Picq Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Dilin Kökenleri kimin eseri? Dilin Kökenleri kitabının yazarı kimdir? Dilin Kökenleri konusu ve anafikri nedir? Dilin Kökenleri kitabı ne anlatıyor? Dilin Kökenleri PDF indirme linki var mı? Dilin Kökenleri kitabının yazarı Pascal Picq kimdir? İşte Dilin Kökenleri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 15.07.2023 03:00
Dilin Kökenleri - Pascal Picq Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Pascal Picq

Yazar: Jean-Louis Dessalles

Yazar: Bernard Victorri

Yayın Evi: Bilge Kültür Sanat

İSBN: 9786054921027

Sayfa Sayısı: 112

Dilin Kökenleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Çevirisini sunduğumuz çalışmada dilin kökeni sorunu, dilbilim, antropoloji, etoloji gibi çeşitli dalların ışığında, disiplinler arası bir bakış açısıyla ele alınıyor. Üç Fransız bilim adamının ortak çalışması olan bu kitap, düşünce tarihinin en çetin sorunlarından birini, açık ve anlaşılır bir tarzda tartışıyor. Zengin içeriği kitabı, dilin kökeni sorunuyla ilgilenen okurlar için olduğu kadar genel olarak insan dilinin kurucu unsurlarını merak eden herkes için de ilgi çekici kılıyor. İnsan diliyle hayvanlar arası iletişim biçimleri arasındaki benzerlik ve farklılıklardan, dilin evriminin antropolojik tarihçesine ve dilin kötüye kullanılmasına kadar, işlediği çeşitli konularla aydınlatıcı bir giriş kitabı olma özelliği taşıyor.

Dilin Kökenleri Alıntıları - Sözleri

  • Kendi kendine “Büyük bir beyin neye yarar? diye soran yazarın cevabı şu olmuştur: “Çölde şarkı söyleyerek yürümeye yarar.”
  • İnsan ile diğer sosyal memeliler arasındaki büyük farklılık şudur: İnsanda sosyal kontrol biyolojik düzeyde gerçekleşmez,sosyokültürel düzeyde gerçekleşir. Yasaklar, söz yoluyla ve sosyal grubun baskısıyla ve de yasaklar biyolojik olarak bloke edilmiş olmadığı için insana em­poze edilir; bu, kültürel olarak yasaklanan ve cezalandırılan o tür fiiller işlemeye muktedir oluşumuz (ki maalesef örnekleri az değildir) dolayısıyla böyledir. Bu farklılık, hominidlerin biyolojik evrimi çerçevesi için­de açıklanabilir. İnsanlaşma, beynin dikkat çekici bir gelişimiyle karakterize olan bir süreçtir; bilhassa da, evrimsel açıdan bakıldığında en yeni olan kısmının, yani neokorteks'in gelişmesi. Bu bölgeler, memelilerde içgüdüsel tepkilerden sorumlu olan, alt-kortikal ve daha ''arkaik" merkezleri kont­rol eder. Demek ki hominidlerin bilişsel kapasitelerinin artı­şı, yerleri daha uyumlanabilir ve daha ''düşünceye dayalı'' davranışlarla ikame edilen içgüdüsel davranışlara giderek daha fazla hakim olmaya sevk eder. Bir başka deyişle, bireysel zekanın gelişimi, in fine, (grup içindeki saldırganlığı kontrol eden içgüdüler gibi, türün devamlılığı için hayati olduklarından) en sağlamca yerleşmiş olanları da dahil iç­güdüsel tepkilerin kaybıyla orantılı gerçekleşmiştir.
  • Öyküleme işlevinin son derece geniş bir kullanım yelpa­zesine yayıldığını belirtmek gerekir. Öncelikle, öyküleme işlevi elbette, mevcut duruma doğrudan bağlı olmayan bir olay hakkında (o olay geçmişte ve/veya başka bir mekansal çerçevede yer aldığından) enformasyon verme sözkonusu olur olmaz olgusal enformasyon aktarmaya yarar. Bu bakımdan, Dessalles'in de dikkat çektiği gibi, olaysal işlevle belirli bir iç içe geçmişlik sergiler. Ama, bunun ötesinde, öyküleme işlevinin başka kullanımları vardır: Çocuklara yönelik masallardan ve türeyiş efsanelerinden tutunuz da düşsel anlatılara ve bilim-kurgu romanlara varıncaya kadar öyküleme bambaşka bir anlamda ''enforme eder'': Zihinleri, hayal güçlerini kullanacak, zaman ve mekan bakımından uzaktaki bireylerin yaşamlarına dalacak, hemcinslerinin duygu derinliklerini ve zenginliklerini sezecek, onların ey­lemlerinin arkasındaki itilimleri ve saikleri çözecek, niçin birtakım davranışların hayranlık verici diye değerlendirildi­ğini ve diğer bazılarınınsa genel bir kınamaya yol açtığını anlayacak surette biçimlendirerek enforme eder ... Kısacası, öyküleme, bütün toplumları karakterize eden kültürel dünyanın tesisinde ve sürekli yenilenmesinde temel bir rol oy­namıştır ve daima oynayacaktır. Sadece hoşa gitmeye tahsis edilmiş anekdotik bir etkinlikten ibaret olmayan öyküler anlatmak, her şeyden önce ortak kültürel değerlerin paylaşılmasına dayanmaları itibariyle toplumların yapılanması­nın canevini oluşturur.

Dilin Kökenleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Gelişime, antropolojiye ve psikolojiye ilginiz varsa zevkle okuyacağınız kısa bir kitap. Yaşam boyu biyolojik ve bilişsel gelişim dersimizin bağlamında önerilen bir kitap olduğu için okumuştum ve derste anlatılanlar bağdaşması benim için çok faydalı oldu. (Funda)

Dilin Kökenleri PDF indirme linki var mı?

Pascal Picq - Dilin Kökenleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dilin Kökenleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Pascal Picq Kimdir?

Pascal Picq Kitapları - Eserleri

  • Dilin Kökenleri
  • İnsan'ın Yeni Tarihi

Pascal Picq Alıntıları - Sözleri

  • Kendi kendine “Büyük bir beyin neye yarar? diye soran yazarın cevabı şu olmuştur: “Çölde şarkı söyleyerek yürümeye yarar.” (Dilin Kökenleri)
  • Öyküleme işlevinin son derece geniş bir kullanım yelpa­zesine yayıldığını belirtmek gerekir. Öncelikle, öyküleme işlevi elbette, mevcut duruma doğrudan bağlı olmayan bir olay hakkında (o olay geçmişte ve/veya başka bir mekansal çerçevede yer aldığından) enformasyon verme sözkonusu olur olmaz olgusal enformasyon aktarmaya yarar. Bu bakımdan, Dessalles'in de dikkat çektiği gibi, olaysal işlevle belirli bir iç içe geçmişlik sergiler. Ama, bunun ötesinde, öyküleme işlevinin başka kullanımları vardır: Çocuklara yönelik masallardan ve türeyiş efsanelerinden tutunuz da düşsel anlatılara ve bilim-kurgu romanlara varıncaya kadar öyküleme bambaşka bir anlamda ''enforme eder'': Zihinleri, hayal güçlerini kullanacak, zaman ve mekan bakımından uzaktaki bireylerin yaşamlarına dalacak, hemcinslerinin duygu derinliklerini ve zenginliklerini sezecek, onların ey­lemlerinin arkasındaki itilimleri ve saikleri çözecek, niçin birtakım davranışların hayranlık verici diye değerlendirildi­ğini ve diğer bazılarınınsa genel bir kınamaya yol açtığını anlayacak surette biçimlendirerek enforme eder ... Kısacası, öyküleme, bütün toplumları karakterize eden kültürel dünyanın tesisinde ve sürekli yenilenmesinde temel bir rol oy­namıştır ve daima oynayacaktır. Sadece hoşa gitmeye tahsis edilmiş anekdotik bir etkinlikten ibaret olmayan öyküler anlatmak, her şeyden önce ortak kültürel değerlerin paylaşılmasına dayanmaları itibariyle toplumların yapılanması­nın canevini oluşturur. (Dilin Kökenleri)
  • İnsan ile diğer sosyal memeliler arasındaki büyük farklılık şudur: İnsanda sosyal kontrol biyolojik düzeyde gerçekleşmez,sosyokültürel düzeyde gerçekleşir. Yasaklar, söz yoluyla ve sosyal grubun baskısıyla ve de yasaklar biyolojik olarak bloke edilmiş olmadığı için insana em­poze edilir; bu, kültürel olarak yasaklanan ve cezalandırılan o tür fiiller işlemeye muktedir oluşumuz (ki maalesef örnekleri az değildir) dolayısıyla böyledir. Bu farklılık, hominidlerin biyolojik evrimi çerçevesi için­de açıklanabilir. İnsanlaşma, beynin dikkat çekici bir gelişimiyle karakterize olan bir süreçtir; bilhassa da, evrimsel açıdan bakıldığında en yeni olan kısmının, yani neokorteks'in gelişmesi. Bu bölgeler, memelilerde içgüdüsel tepkilerden sorumlu olan, alt-kortikal ve daha ''arkaik" merkezleri kont­rol eder. Demek ki hominidlerin bilişsel kapasitelerinin artı­şı, yerleri daha uyumlanabilir ve daha ''düşünceye dayalı'' davranışlarla ikame edilen içgüdüsel davranışlara giderek daha fazla hakim olmaya sevk eder. Bir başka deyişle, bireysel zekanın gelişimi, in fine, (grup içindeki saldırganlığı kontrol eden içgüdüler gibi, türün devamlılığı için hayati olduklarından) en sağlamca yerleşmiş olanları da dahil iç­güdüsel tepkilerin kaybıyla orantılı gerçekleşmiştir. (Dilin Kökenleri)

Yorum Yaz