Siirt'te "Kudüs ve Şehadet" programı düzenlendi
Siirt'te Peygamber Sevdalıları Derneği tarafından, Şubat Ayı Şehadet Ayı münasebetiyle, "Kudüs ve Şehadet" programı düzenlendi.
Siirt Üniversitesi Merkez Kampüs Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen programa, vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Programda, şehadet kavramının önemi vurgulanırken, şubat ayında şehit düşenler dualarla anıldı.
Sunuculuğunu İbrahim Göztok'un yaptığı program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından ilahi ses sanatçıları Abdulhakim İlbaş ve Hasan Tetik, şehadet ruhunu yansıtan Türkçe ve Kürtçe ezgiler ile marşlar seslendirdi.
"Şehadet, Müslümanları ayakta tutan en önemli değerlerden biri"
Peygamber Sevdalıları Derneği Başkanı Molla Beşir Şimşek, konuşmasında şehadet, cihad ve Müslümanların izzetli bir duruş sergilemesi gerektiği konularına değindi. Şimşek, şehitleri anmanın önemli olduğunu, ancak asıl meselenin onların uğruna canlarını feda ettikleri değerleri yaşatmak olduğunu belirtti:
Peygamber Sevdalıları Derneği Başkanı Molla Beşir Şimşek,"Müslümanları ayakta tutan en büyük unsur, İslam'ı hâkim kılma arzusudur. Cihad bilinci ve şehadet aşkı Müslümanları diri tutmuştur. Ancak ne zaman ki bu değerler unutturuldu, o zaman hem dünyamızda hem de ahiretimizde kayıplar yaşadık. Tarih boyunca biz Müslümanları ayakta tutan, bizi izzetli kılan, İslam'ın hâkim kılınmasında en büyük rol oynayan hakikatimiz cihad şuurudur, şehadet aşkıdır, şehit olma arzusudur. Ama ne zaman ki bu hakikatler unutturuldu, o zaman izzetimiz ve yekvücut olmuşluğumuz da gitti. Hem dünyamız hem de ahiretimiz perişan oldu. O yüzden bu hususları tekrar hatırlamamız, tekrar tekrar okumamız lazım. Bizi biz yapan değerleri mutlaka bir kez daha gözden geçirmemiz gerekir. Dünyanın neresine bakarsanız bakın, Müslümanların bölük pörçük olması, sürekli gözyaşı dökmesi, kanının akması, zillet içerisinde bir hayat yaşıyor olmasının sebebi bu değil midir? Geçmişte izzetimiz, iktidarımız, hâkimiyetimiz nasıl ki şehadet aşkı, şehit olma arzusu ve cihad arzusu ile yükseldiyse, bunları terk etmekle de bu musibetler başımıza geldi." açıklamasını yaptı.
"Cihad ve şehadet ruhu, unutturulmak isteniyor"
Şimşek, cihad ve şehadet kavramlarının Batı tarafından kasıtlı olarak yanlış yansıtıldığını belirterek şunları söyledi: "Batı, cihad kelimesini terörizm ile eşdeğer hâle getirmeye çalıştı. Oysa cihad, Allah yolunda mücadele etmektir. Bugün insanlar bu kelimeyi telaffuz etmekten bile çekinir oldu. Şehadet kelimesi bile bazı yerlerde suç unsuru gibi görülüyor. Mücadeleyi, şehadeti, şehit olma arzusunu konuşmaktan korkar hâle geldik. Çünkü nerede cihaddan bahsedildi, ne zaman ki şehadet denildi, anlatıldı; orada sanki bir terörist faaliyet varmış gibi suç sayıldı. Müslümanları izzetli kılan bu manevi silahlardan soyutlanmış hâle getirildik. Suya sabuna dokunmayan, kimsenin bir şeyine karışmayan, sadece zikir ve ibadetle geçirilen bir din anlayışı bize dayatıldı. Oysa hakikatte böyle midir? Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)'in hayatına baktığımızda, bir tarafı ibadet, bir tarafı hicret, bir tarafı cihad değil miydi? Sahabe-i kiramın, ne zaman atları ve kılıçları, kâfirlerden daha fazla olmuştur? Hiçbir zaman! Ama onları güçlü kılan tek etken, kâfirlerde olmayan en büyük silahları neydi? Müslümanlardaki şehadete olan aşkları, cihada olan arzuları ve ölümü sevme anlayışlarıydı. Kâfirlerde bu yoktu. Müslümanları bu ruh, bu bilinç ayakta tutuyordu. Ama maalesef bugün bu hakikatleri unutur hâle geldik. Şehadet demeye artık korkuyoruz. Cihad demeye artık korkuyoruz. Şehit olma arzusunu dile getirmekten çekinir olduk. Kaç tane anne bugün çocuğunu büyütürken bu hakikatlerle büyüttü?"
"Gazze direnişi örnek gösterildi"
Konuşmasında Gazze’deki direnişe de değinen Şimşek, Gazze halkının en özgür toplum olduğunu vurgulayarak, "Bugün yeryüzünde Gazze'den daha özgür bir toprak parçası bulabilir misiniz? Kim söyleyebilir? Filan coğrafyadaki falan topraklar Gazze'den daha özgürdür diyebilir mi? Vallahi bunu kimse söyleyemez. Evlatlarını feda ettiler, şehirleri yerle bir oldu, dünyalık bir şeyleri kalmadı. Ama ne kazandılar? Özgür kalmayı kazandılar. Diğer taraftan, cihad ve şehadet ruhunu unutan topluma bakın. Bu cihad aşkından, bu şehadet aşkından, bu değerlerden mahrum kalan biz ne yaptık? Onlarla iftihar ediyoruz değil mi bugün? Sadece biz değil, insanlık onlarla iftihar ediyor. İnsan olmanın ne manaya geldiğini öğrettiler hepimize. Peki biz ne yaptık? Sahip olduğumuz dünyalıklarımızı kaybetmeyelim diye, çocukların, kadınların, yaşlıların ölümüne seyirci kalma zilletinden başka bir şey yapamadık." ifadelerini kullandı.
"Dünyayı seven, ölümden korkar"
Şimşek, Müslümanların dünya sevgisine kapılmalarının cihad ruhunu zayıflattığını ifade ederek şu uyarıda bulundu: "Sadece zillet içerisinde gözyaşı döktük. Kardeşlerimize bir ekmek götüremeyecek kadar zelil olmadık mı? Cihad aşkı ile şehadet aşkıyla bezenen bir toplum, adeta mum gibi erirken nasıl dünyayı aydınlatıyor? Diğer taraftan, bu değerlerden mahrum kalan bir İslam ümmeti… 2 milyardan fazla Müslüman'ın hâline bakın! Bu cihad ve şehadet ruhu, bu izzetli ruh, onları sadece İsrail'e karşı değil, dünyayı dize getirecek bir güce kavuşturdu. Amerika ve Avrupa'nın en güçlü ülkeleri, bütün silahlarına rağmen şehadete aşık, cihad ile yaşayan bir avuç insanı dize getiremeyeceklerini bize gösterdiler. Alın size izzetin yolu. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadisinde, ‘O gün siz dünyayı sevecek ve ölümden korkar hâle geleceksiniz’ buyuruyor. İşte biz o günleri yaşıyoruz. Müslümanlar, dünyaya tapar hâle geldikçe izzetlerini kaybediyorlar. Ölümden korkan bir toplum, cihad ruhunu kaybetmiş bir toplumdur. O yüzden bizlere düşen, bu ruhu yeniden canlandırmaktır."
Program, yapılan duaların ardından sona erdi.