Hizbullah kimdir? Hizbullah'ın amacı nedir? Hizbullah terör örgütü mü? Hizbullah PKK ile niçin silahlı mücadeleye girdi?
Son dönemlerde Hüda Par'ın Cumhur ittifakına katılacağı iddiaları üzerine özellikle merak konusu olan Türkiye Hizbullah'ını sizler için derledik. Hizbullah'ı kim kurdu? Hizbullah bir terör örgütü mü? Hizbullah'ın amacı nedir? Hizbullah PKK ile niçin silahlı mücadeleye girdi? Hizbullah Hüda Par ilişkisi var mı? Gaffar Okan'ı Hizbullah mı öldürdü? gibi soruların cevabını bu makalede bulabilirsiniz.
Hizbullah nedir? Hizbullah hareketi...
Sözlükte "parça, kısım; cemaat, taife; bir kimsenin görüşüne ve emrine uyan özel adamları" gibi anlamlara gelen hizb kelimesi "cemaat, taife ve siyasî parti" anlamında da kullanılır. Kelimenin "siyasî parti" mânasında bir terim haline gelişi XIX. yüzyılın sonlarına rastlar. Günümüz Arap dünyasında siyasî oluşumların büyük bir kısmı bu adla anılır.
Hizb ve çoğulu ahzâb Kur'an'da yirmi yerde geçmektedir, tekil olarak geçtiği yerlerde "cemaat, taife" anlamında kullanılmakta, çoğul olarak ise bu anlamının yanında belli grupları ve insanları da ifade etmektedir. Hizbullah kelimesi ise Kur'an'da üç yerde geçer ve müfessirler tarafından "Allah'ın ordusu, Allah'ın dostları, Allah'ın taraftarları, Allah'ın yardımcıları, Allah'ın dininin yardımcıları" gibi karşılıklarla açıklanır.
Bu bilgileri verdikten sonra Peki Hizbullah'ı kim kurdu? Hizbullah bir terör örgütü mü? Hizbullah'ın amacı nedir? Hizbullah PKK ile niçin silahlı mücadeleye girdi? Hizbullah Hüda Par ilişkisi var mı? sorularının cevabına geçelim.
Hizbullah, Türkiye’nin Kürt coğrafyasında, 1980’larda kurulan ve PKK ile şiddetli silahlı mücadele içinde giren gizli bir örgüttür. Hizbullah'ın Kurucusu Hüseyin Veioğlu'dur. Daha sonra bir sosyal harekete ve siyasî partiye dönüşen Hizbullah, ideolojik, politik ve örgütsel olarak uzun süre Türkiye'nin gündeminde yer aldı.
Hizbullah’ın ilk merkezi Hüseyin Velioğlu’nun memleketi Batman’dı. Daha sonra merkez Diyarbakır’a taşındı. 1987’de İlim Kitabevi’nin kuruluşuyla hareket açık çalışmaya başladı ve 1991 yılına gelindiğinde PKK ile oluşan çatışmalarda ismi Türkiye çapında bilinir oldu.
Türkiye Hizbullahı, Lübnan’da bulunan Şii Hizbullah’tan amaç ve örgütsel yapı olarak farklı olan, 90'lı yıllarda PKK'ya karşı silahlı propaganda yöntemini benimsemiş, amacı özellikle Kürtlerin bulunduğu coğrafyada bir İslam Şeriatını hakim kılmak olan illegal bir örgüttür.
Hizbullah-PKK mücadelesi
Türkiye kamuoyu tarafından hakkında yapılan araştırma ve çalışmalarda genel olarak 90'lı yıllarda PKK'ya karşı mücadele bağlamında analiz edilmiş olan Hizbullah, Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde, yaygın bir örgütlenme ağına sahiptir.
PKK bölgedeki pek çok siyasi yapı gibi bu hareketin de kökünü kazımak için harekete geçti. Fakat sonuç umulduğu gibi olmadı ve çatışmalar 1995’e kadar sürdü, her iki taraftan toplam 700 civarında insan öldü. Özellikle Diyarbakır, Mardin ve Batman’da şehir merkezlerinde hakimiyet tamamen Hizbullah’ın eline geçtiğini söyleyebiliriz.
Bu bağlamda Hizbullah bölgedeki etkinliğini yalnızca şiddetle değil aynı zamanda entelektüel faaliyetlerle sağlamakta, siyasal söylemini ise cami ve medrese örgütlenmeleri, çeşitli yayın faaliyetleri ve dernekler ve siyasal partilerle oluşturmaktadır.
Son yıllarda özellikle Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri ve kitlesel İslami programlar gibi ritüellerle de bölgede etkinliğini artırmıştır.
Hakkında en az bilgi bulunan cemaat / örgüt
Hizbullah Cemaati Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hakkında en az şey bilinen ve buna karşın adından oldukça fazla söz ettiren ve hakkında anri propaganda yürütülen örgütlerden birisidir.
Türkiye Hizbullah’ı, Lübnan’daki Şii Hizbullah’tan farklı olarak Sünnî, büyük oranda Şafii ve Kürtlerden oluşmaktadır.
1980’lerin ortasından itibaren, Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı şehirlerde, örgütlenme çalışmalarına ve eylemlere başlayan Hizbullah, hızla örgütlenmiş ve özellikle başta PKK olmak üzere bölgede etkin olan diğer Kürt örgütleriyle çatışmaya girmiştir.
Cemaatin Gizli Dönemi
Liderleri Hüseyin Velioğlu’nun bir emniyet operasyonuyla öldürüldüğü 2000 yılına kadar geçen süreç, amacı İslami bir devlet kurmak olan Hizbullah’ın en gizli dönemidir. Bu “gizli dönem” ve sonrasındaki dernek ve parti çalışmalarıyla Hizbullah hakkında bugüne kadar yapılan araştırmaların çoğunluğu, Hizbullahı ve onunla ilişkili olarak yaşanılan olayları terör ve şiddet meselesi bağlamında ele almıştır.
Hizbullah’ın hem “gizli dönemine” hem de sonraki yasal faaliyetlerine ilişkin verilerin kısıtlı olması, örgütün adının sürekli şiddet ve terör olaylarıyla birlikte anılması Hizbullahi söylemin Kürtlerin etnik kimliklerinin oluşumu ve gelişimine ilişkin katkısının da gözardı edilmesine neden olmuştur.
Hizbullah’ın seküler bir hareket olan PKK’den farklı olarak İslamcı bir kimlikle gerçekleştirmeye çalıştığı söylemsel kimlik inşasının önemi Kürt kimliğinin iki farklı uluslaşma projesi tarafından ele alınmasıdır. Kürtler kendi kimlikleriyle olan ilişkisini bu iki farklı uluslaşma projesi tarafından kurgulamaktadır.
Cemaatin Sivilleşme Dönemi
Mustazaflarla Dayanışma Derneği Hizbullah’ın ikinci dönemi olarak adlandırılan Beykoz Operasyonu’ndan sonra, 2004 yılında kurulan Mustazaflarla Dayanışma Derneği (Mustazaf-Der) ise adeta bir geçiş dönemi söylemine sahiptir.
Bu dönemde Dernek tarafından yapılan basın açıklamalarında Kürt ve Kürdistan kelimelerinin kullanmasından genellikle sakınılmıştır. Mustazaf-Der’in 2008-2012 yılları arasında yaptığı 45 adet basın açıklamasına bakıldığında bu durum daha rahat anlaşılacaktır. Basın açıklamalarının ağırlığı dini günler ve uluslararası (İsrail’in Gazze Katliamı, Mısır’da devrik lider Mursi’nin durumu, Halepçe Katliamı vb) durumlara ilişkinken, Kürt sorununa ilişkin nadir olarak yapılan bazı basın açıklamalarında tereddütlü bir dilin kullanıldığı görülmektedir.
2006 yılında Diyarbakır’da gerçekleştirilen ve onbinlerce kişinin katıldığı Peygamber’e Saygı mitingleriyle görüldü ki, Hizbullah tabanı ayaktadır ve gelişmektedir. Tabii sadece Mustazaf-Der’den değil birçok dernek çalışmasından söz etmeliyiz. Velioğlu hâlâ “Şehit Rehber”di ama yöneliş de değişmişti. Cemaat sosyal çalışmalara, yardım faaliyetlerine, sivil çabalara ağırlık verilıyordu. Hizbullah'ın tavanı artık başka bir evreye girmişti.
Dernekler tarafından düzenlenen ve miting havasında geçen programlarda her zaman dini kavramlar kullanılmış ve dini günlerde organizasyonlar yapılmıştır.
Cemaatin Siyasileşme Dönemi
Hüda Par ve Hizbullahi Örgütlenmenin Üçüncü Dönemi Aslında 2012 yılında kurulan Hüda-Par’la birlikte (Hizbullah’ın üçüncü dönemi) Hizbullahi söylemin belirgin bir biçimde değişmeye başladığını görmek mümkündür.
Hizbullah’ın mirasını ve tabanını devraldığı iddia edilen Hüda-Par (Hür Dava Partisi) yasal bir parti olarak başvurusunu 2012 yılında yaptı. Parti bu başvurunun ardından 2014 yerel seçimlerine girme hakkını elde etti ve dört büyükşehirde ve yedi ilde aday göstermek gibi bir riski göze almaya karar verdi.
Parti, aldığı 100 bine yakın oyla binlik oran içinde kalabildi. Elbette seçim sonuçları her şey demek değildir hele de böylesi hareketler için. Buna rağmen sonuçlar etki alanını göstermeye hizmet edebilir. Ayrıca oy verenlerin sayısı kadar bileşiminin ne olduğu da önemlidir. Hatta bazen daha da önemli.
Hüda Par'ın Aldığı Oy Oranı
Parti Türkiye genelinde %.02 yani 90 bin civarında oy aldı. Fakat tabii partinin daha çok Güneydoğu Anadolu’da faaliyet gösterdiğini 90 bin oyun özellikle bu bölgede yoğunlaştığını söylemeliyiz. En yüksek oy aldığı bazı şehirlerdeki oy sayısını ve yüzde oranları sıralamak yararlı olacak: Diyarbakır 34.543, % 4.78 ( İl Genel Meclisi %5,42); Batman 23.733, % 7.80 (İl Genel Meclisi % 7.12); Bitlis 1.294, % 5.58; Mardin 6.456, % 2; Van 2.879 % 0.65. Adayla seçime girdiği diğer illerde ise Bingöl % 3.7 ve diğerlerinde % 2 ve altında oya alındı.
Bu sonuçlar çeşitli çevrelerde başarısızlık olarak niteleniyor buna karşılık böylesi hareketlerin görünmez derinliği de önemli. Ayrıca yukarıda değindiğimiz gibi 90 bin oyu nasıl insanların da kullandığı önemlidir. Hüda-Par seçtiği bölgelerde üçüncü parti oldu. Ayruca partiye yakın kesimlerin AK Parti’yi desteklediğini de söyleyebiliriz elbette. AK Parti’nin Kürt bölgelerinde henüz İslamcıların tek alternatifi olduğu gerçeğini unutmamak gerek. HDP’nin bölgedeki gücü düşünüldüğüne İslamcıların AK Parti’yi her halükarda destekleme konumunda olacakları da açık görünüyor.
Artık “Kürt meselesi”, “Mazlum Kürt Halkı”, “Kürdistan Coğrafyası” gibi kavramlar kamusal alanda sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır. Örneğin Hüda-Par programında, Kürdistan, sınırlarıyla belirtilmiş ve Kürtler açık bir şekilde müstakil bir halk olarak değerlendirilmiştir: Kürtler; doğuda Zağros Dağları’ndan batıda Toros Dağları’nın doğusuna, kuzeyde Karadeniz Dağları’nın güney kesiminden güneydoğuya doğru Basra Körfezi’nin kuzeyine yaklaşan, kuzeydoğuda Kafkasya içlerine uzanan, güneybatıda Halep’in kuzey hattını bulan Kürdistan diye adlandırılan coğrafyanın merkezinde yoğunlaşan, Kürtçe konuşan bir halktır…
Bir başka örnek olarak, Hüda-Par Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Sait Şahin 2014 yılında Hizbullahi söyleme sahip Hürseda isimli internet sitesine yaptığı açıklamada “Ümmet şuuru ve vahdet yükümlülüğü göz ardı edilmeden Kürtlerin de kendilerini yönetme hakkına sahip olduğunu” belirtmiş, Hüda Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ise Erbil merkezli bir medya grubuna yaptığı açıklamada “PKK’nin milli bir örgüt olmadığını” belirtirken şunları eklemiştir: Biz şu anda Türkiye Kürdistanı’nda faaliyet gösteren bir partiyiz. Kürdistan bayrağından rahatsız değiliz, Türkiye bayrağından da rahatsız değiliz. Ama Türkiye’nin bayrağının isminden rahatsızız. ‘Türk bayrağı…’ adı Türk bayrağı olunca da bu sefer sıkıntı oluyor.."
Hizbullah örgütü, liderleri Velioğlu’nun öldürülmesinden önceki dönemde sağlamış olduğu etkinliği kaybetmesine karşın bugün hala adından söz ettirmektedir. Bunun yanısıra Hizbullahi taban ve cemaat çevresi yasal faaliyetleriyle yaygın ve etkin bir örgütlenme ağını da diri tutmaya devam etmektedir. Hizbullahi söylem bugün açık bir şekilde Kürt kimliğinin kurucu unsurları üzerine söz söylemekte ve Kürt dili, Kürt coğrafyası, Kürt tarihi gibi Kürtlerin ortak belleğinde yer etmiş kişi, olay ve gelenek ve göreneklerin Ana Akım Kürt Hareketi’nin dışında da ifade edilebilmesine aracı olmaktadır. Hüda-Par’la başlayan süreç Kürt kimliğinin “müstakil bir halk olarak Kürtler” bağlamında yeniden inşa edildiğinin örnekleriyle doludur. Hizbullah’ın ümmetin yetimi olarak kodladığı ve ümmet sorununun bir parçası olarak ele aldığı Kürt meselesi bugün yerini daha net bir biçimde müstakil bir sorun olarak açığa çıkarmaya başlamıştır.
Hizbullah PKK Çatışması
29 Aralık 1991 tarihli Cumhuriyet gazetesinin manşeti "Batman'da Hizbullah Şoku"ydu. Cumhuriyet'in bölgedeki muhabirlerinin haberine göre PKK'nın düzenlediği kepenk indirme ve kontak kapatma eylemi Batman'da Hizbullah adını kullanan kişilerce sabote edilmişti. Bu gruba yakın esnaf dükkân açmış, kepenk indirenlerin işyerlerineyse molotof kokteyli atılmıştı.
Bir gün sonra aynı gazetenin manşeti "Hizbullah-PKK çatışması" olacaktı. Alt başlıktaysa "İran yanlısı İslamcı Kürt grubuyla PKK arasındaki çatışmalarda son yedi ayda 13 kişi öldü" bilgisi yer alıyordu. "İç Politika Servisi" imzasını taşıyan bu haberi, o servis çalışanlarından biri olarak ben yazmıştım, fakat haber kaynaklarımın "başına iş açarsın" uyarısını dikkate alarak adımı kullanmamıştım. Türk medyasında, bu iki grup arasındaki çatışmanın adının ilk kez konulduğu bu haberde, adının açıklanmasını istemeyen İslamcı bir Kürt, Hizbullah için, "3-5 ay direnebilirlerse bölgede önemli bir güç, devlet ve PKK'nın dışında üçüncü bir kamp olabilirler. Bunun için devletin müdahale etmemesi, bu süre içinde PKK'ya güç yetirebilmeleri gerek," demişti.
Bu öngörü kısa süre içinde gerçekleşti: Devlet çatışmaya müdahale etmedi, Hizbullah PKK'ya güç yetirebildi ve kısa süre içinde bölgede üçüncü bir güç oldu.
Beykoz Operasyonu
On yıl sonra Türkiye, PKK'yı az, Hizbullah'ı sık konuştu. Önce 17 Ocak 2000'de, örgütün kurucusu ve tek otoritesi Hüseyin Velioğlu'nun ölümüyle sonuçlanan Beykoz operasyonunu konuştuk. Burada Edip Gümüş ve Cemal Tutar'ın, örgütün merkezi arşiviyle birlikte ele geçirilmesi Hizbullah için "sonun başlangıcı" olarak değerlendirildi. Nitekim sonraki bir yıl içinde ülke çapında yapılan seri operasyonlarla örgüte çok ciddi darbeler indirildi.
Gaffar Okan'ı Hizbullah mı öldürdü?
Fakat bir yıl sonra, büyük ihtimalle Velioğlu'nun intikamını almayı da hedefleyen 24 Ocak 2001'deki Diyarbakır suikastı büyük şok yarattı. Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ile Özel Kalem Müdürü Mehmet Kamalı, koruma polisleri Atilla Durmuş, Mehmet Sepetçi, Sabri Gün ile Sabahattin Baysoy'un öldürülmesi, bitti sanılan örgütün kolay kolay pes etmeyeceğini gösterdi.
Hüseyin Velioğlu'nun yerine daha sonra önce Selahaddin Ürük geçti. Ürük'ün Adana'da öldürülmesinden sonra onun yerine ise Mahmet Sadun geçti. Sadun'un tutuklanmasından sonra ise yerine önce Cemal Tutar sonra Edip Gümüş geçti.
DEVLETN ÖRGÜT HAKKINDAKİ RAPORU
Hizbullah hakkında hazırlanan ve devletin zirvesine sunulan 21 sayfalık özel istihbarat raporunda örgütün yapısı tanımlandı.
Raporda, Hizbullah’ın gerçek amacının bir Kürt-İslam devleti kurmak olduğu ve devletin ilgili mekanizmalarının örgüte karşı bir an önce harekete geçmesinin gereğine işaret ediliyor.
Çöküş süreci yaşayan PKK’nın kötü durumunu fırsat bilerek güçlenme hesabı içinde olduğu belirtilen Hizbullah, raporda, ‘Örgüt, sadece laik demokratik rejim açısından değil, ülke bütünlüğü açısından da tehlikeli bir özellik göstermektedir’ şeklinde tanımlanıyor.
YAPILANMA
İl grupları 1-3 kişi arasındadır. Eylem timleri ise 2-6 kişi arasındadır. A eylem grubuna bağlı olan militanların kod isimleri A ile, B eylem grubuna bağlı olan militanların isimleri ise B ile başlamaktadır.
TEBLİĞ-CEMAAT-CAMİ
Hizbullahın temel stratejisi yeterli sayı ve imkan bulunduğunda silahlı mücadeleye, cihat aşamasına geçilmesidir. Örgüt ‘tebliğ, cemaat ve cihat’ üçlü stratejisi doğrultusunda hareket eder.
KEZZAP-SATIR-KALAŞNİKOF
Hizbullahçıların gerçekleştirdikleri eylem türlerini 11 ana başlıkta toplamak mümkündür: A. Silahlı saldırı, B. Kundaklama, C. Satırla vurma, D. Zincir ve kezzap kullanma, E. Adam kaçırma, F. Darp, gasp, G. Tehdit, H. Propaganda, I.Sorgulama, J. Yol kesip silahla tarama, K. İntihar eylemi.
SÖZDE ÖRGÜT GENEL EMİRİ
Örgüt genel emiri lideri (Genel Başkan) herşeyi belirler. Ondan sonra şura (Yürütme Kurulu/Merkez Karar Kurulu) gelmektedir. Şura üyeleri, Tebliğ, İçtimai, Askeri ve İstihbarat olarak dört ana kolun sorumlularından oluşmaktadır.
KARA KİTAPLAR
Örgüt mensupları Cuma günleri hariç bazı camilerde illegal olarak gençlere İran ve Mısırlı yazarlara ait Mevdudi, Hasan El Benna, Seyid Kutup, Dr. Seyid, Ali Korani, Muhammed Kutup, Humeyni, Dr. Ali Şeriati ve Mufaharri’nin yazdığı kitapları okutmaktadır.