Bakan Soylu Seçim Güvenliği için Mardin'de

31 Mart'ta yapılacak yerel seçimlerde huzur ve güvenli geçmesine yönelik olarak alınacak önlemleri değerlendirmek üzere düzenlediğimiz 'Seçim güvenliği toplantılası nedeniyle bir araya geldik.
Bu toplantıları, 16 Nisan 2017 tarihindeki referandum öncesinde ve ardından 2018 yılındaki genel seçimler öncesinde düzenlenmiştik. Bu yıl, 7 bölgede toplantı planması yaptık. Bugünkü ilk toplantımızda Adıyaman, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Malatya, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Muş ve Tunceli olmak üzere 13 ilden gelen arkadaşlarımızla bir araya geldik. Bu toplantıda, seçimin her alandaki güvenliğini ve esas itibariyle sağlıklı bir seçim ortamı oluşturmak için alınacak tedbirleri gözden geçireceğiz. Bunlar içerisinde miting ve propaganda güvenliği, oy kullanılacak mekanların güvenliği ve sonuçların açıklanmasından sonra oluşacak herhangi bir şey meydan vermemeyecek güvenlik önlemleri de var. Ayrıca, kampanya ve oy verme günü çeşitli mecralarda yayınlanmak istenilen ve toplumda infiale sebep olabilecek maksatlı yayınlara karşı da önlemleri bu toplantıda tartışacağız.
Türkiye küresel gelişmeler nedeniyle son yıllarda yoğun bir siyaset ve güvenlik gündemiyle karşı karşıya kalmıştır. Özellikle 7 Haziran seçimlerden sonra yaşanan terör hadiseleri, Suriye kaynaklı göç, 15 Temmuz darbe girişimleri ve güney sınırımınız hemen yanı başında yaşanan karışıklılıklar, son 5-6 yıllık dönemin temel tehdit parametreleridir. Türkiye siyasal güvelik istikrarının bozmya yönelik bu hassas döneminde köklü devlet geleneğiyle, millet iradesine dayalı güçlü liderlikle ama en önemlisi milletinde ve demokrasinden almış olduğu güçle yönetilmiştir.
Hemen her seçimde klişeleşmiş belli konular üzerinden seçimlere gölge düşerecek bazı tartışmalar ortaya atılıyor. Son günlerde özellikle seçmen listeleri ve adres bildirimlerine ilişkin bir takım yayınlar söz konusudur. Sayın Cumhurbaşkanımızla geçtiğimiz günlerde, herkesin kendi yerine oy kullanması, farklı davranış ve arayışlar içine girmemesi gerekiğini, bunu tasvip etmediğini, hatta bundan şikayetçi olduklarını ifade ettiler. Seçim sürecinin yönetimi anayasamızın verdiği yetki ile Yüksek Seçim Kurulu'na aittir. Seçmen listeleriyle ilgili bütün itiraz mercii Yüksek Seçim Kurulu, il ve ilçe seçim kurullarıdır. Halihazırda partilerimizin itirazlıya yapılan düzeltmeler var, tahkikatı devam edenlerler de var. Devam eden süreçlerin, yapılan düzenlemelerin seçime gölge düşürecek gündem maddesi haline getirmek doğru değldir. Bizim için her vatandaşımızın oyunu kullanması esastır. İçişleri Bakanlığı olarak, adreslerinde eksiklik oluduğunu tespit ettiğimiz 363 bin 555 vatandaşımıza çağrıda bulunduk. 64 bin 348 vatandaşımız başvuruda bulunup, bilgilerini güncelledi.
Kilişe haline gelmiş bir tartışma konusu da, Suriyeliler'in oy kullanma meselesidir. Hukuk da, devlet yönetimi de söylentilerle değil, gerçekler, resmi kayıtlarla yapılan bir iştir. Türkiye'de 3 milyon 632 bin 622 Suriyeli, uluslararası korunma statüsüyle ülkemizde bulunmaktadır. Sokakda grödüğünüz her Suriyeli'nin oy kullanma hakkı yoktur, böyle bir şey mümkün de değildir. Oy kullanma hakkı ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını hak kazanmış Suriyeliler için mürecaat eden vatandaşlığı kazanmış, Suriyeli kardeşlerim için mümkündür. Bunun da toplam sayısı çocuklar da dahali olmak üzere, 79 bin 820 kişidir. Bunlar içerisinde reşit olmayanları çıkardığımızda, önümüzdeki seçimlerde oy kullanacak olanların sayısı 53 bin 99'dur. Üstelik bunların arasında 2011 krizinde vatandaşlık hakkı elde etmiş, eskiden beri Türkiye vatandaşı olanlar da vardır. Yurtiçi seçmen sayısının geçen seçimlerde 53,6 milyon kişi olan bir ülkede 53 bin kişi üzerinde seçimin sıhhatini tartışmaya açmak demokrasiye ve hakkikaten bu işin sıhhatine, önümüzdeki rakamlara aykırıdır, aynı zamanda zihnimize de hakarettir. Rakamlar, devletin resmi kayıtları ortadadır. Bunun üzerine fazla bir şey söylemek zaman kaybıdır. Seçim için manipülasyon yapan, bir takım kamu görevi kitrini de üzerine almış kişilerin sorumsuz açıklamalarını da şiddetle telin ediyorum, ayıplıyorum ve kınıyorum. Bu ülkede kamu düzenini bozmak için, bu verdiğimiz rakamlar üzerinden, işte 'ben bugün belediye başkanıyım, bugün seçim olsa, şu ilçelerde Suriyeliler istedikleri şekilde belediye başkanlarını belirleyir diye, akıldan, izandan, insaftan, gerçeklikten yoksun bir belediye başkanına yakışmayacak, dedikodu mekanizmasına sığınarak yapılan açıklamalar ayıptır ve ahlaksızlıktır. Bu ülke sopalı seçimler yaşadı. Bu ülkede insanlar tek parti döneminde ve aynı zamanda çok partili hayata geçtiğimiz ilk seçimlerde karakola çekilip, falakaya yatırılıp, günlerce işkence edildi. Oylar açık kullanıldı. Ona bile itamat edilmedi. Binlerce örneği anlatabilecek durumumuz var. Seçim güvenliğini, kamu düzenini bozabilecek, dedikodu malzemesine alet etmek ayıp ve ahlaksızlıktır.
31 Mart seçimlerinde 547 bin kolluk personelimiz alacaktır. Yaptığımız risk analizinde, terör örgütünün baskı ve tehdit yoluyla, vatandaşlarımızın oy kullanma hakkını tesir edeceği değerlendirilen 11 il 12 ilçemizde ve ilçelerimizde üs bölgelerinde 6 bin 680 ilavetten kolluk personeli seçim günü görevlendirildiler. Doğu ve güneydoğuya görevlendirdiğimiz jandarma ve polislerin oy kullanmama hakkı bizim elimizde değildir. Anayasal bir hakkıdır ve o hakkı kullanacaktır. PKK'nın siyasi şubesi tarafından yapılan söylemlere yönelik olarak, biz polis veya jandarma kuvvetimizin oy kullanmasını engelleyecem miyiz? 3 bin metre yükseklikte üs bölgesinde karda, ay yıldızlı bayrağı ve milletin namusunu koruyacak, sonra şehirde oy kullanma hakkını kullanmayacak. Afrin'de, Cerablus'ta şu anda danışma kuvveti olarak görev yapan polislerimiz, askerlerimiz, oranın güvenliğini sağlayacaklar, sonra Hatay'da oy kullanmayacaklar. Yok ya.