Yaşar Kutluay kimdir? Yaşar Kutluay kitapları ve sözleri

BİYOGRAFİ

Türk Akademisyen, Yazar Yaşar Kutluay hayatı araştırılıyor. Peki Yaşar Kutluay kimdir? Yaşar Kutluay aslen nerelidir? Yaşar Kutluay ne zaman, nerede doğdu? Yaşar Kutluay hayatta mı? İşte Yaşar Kutluay hayatı...

Türk Akademisyen, Yazar Yaşar Kutluay edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Yaşar Kutluay hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Yaşar Kutluay hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Yaşar Kutluay hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Tam / Gerçek Adı: Doç.Dr. Yaşar Kutluay

Doğum Tarihi: 1931

Doğum Yeri:

Yaşar Kutluay kimdir?

Doç.Dr. Yaşar Kutluay (d. 1931, Silifke) Türkiye’de İslam Mezhepler Tarihi alanında ciddi çalışmalar yapmış ve kalıcı eserler bırakmış bir ilahiyat akademisyenidir. Kutluay’ın bu alanda ilk çalışması İslamiyette İtikadi Mezheplerin Doğuşu adlı eseridir. Bu çalışmadan sonra mezheplerin tarihiyle birlikte günümüzdeki durumunu da inceleyen Tarihte ve Günümüzde İslam Mezhepleri adında bir kitap yazmıştır. Ardından da alanında ilk olan bir çalışmaya imzasını atmış ve İslam Mezhepleri ile Yahudi Mezheplerini tanıttıktan sonra iki dinin mezheplerini karşılaştırmaya tabi tutmuştur ve Theodor Herzl'den çeviri ile Siyonizm ve Türkiye isimli eseri yazmıştır. Daha başka çok eseri de bulunan ve bu arada 1961 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın reorganizasyonunda önemli görevler üstlenen Yaşar Kutluay 1961 yılında –Prof.Dr.Hüseyin Atay ile birlikte Kur’an-ı Kerim’in Türkçe mealini hazırlayarak büyük kitlelerin mukaddes kitabı anlamasına önemli katkıda bulunmuştur.

Yaşar Kutluay, 1931 yılında Silifke’de doğdu. İlk ve Orta tahsilini Mersin’de tamamladıktan sonra Ankara Atatürk Lisesi’nden mezun oldu. 1949 yılında öğrenime açılmış olanAnkara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin ilk öğrencilerindendir. 1954 yılında bu fakültede Mezhepler Tarihi Kürsüsünde asisten olarak göreve başlamış, 1958 yılında doktorasını tamamlamıştır. 1964 yılında Doçent ünvanını kazanmıştır. Arapça, İngilizce ve Farsça’yı iyi bilen Yaşar Kutluay İbranice ve İtalyanca’yı da anlardı.

Dinlenmek amacıyla ailesiyle birlikte gittiği Silifke’nin Taşucu Beldesinde 12 Aralık 1969 günü bir balıkçı motoru ile açıldığı Akdeniz’de çıkan bir fırtına sonunda kaybolmuş ve kendisinden bir daha haber alınamamıştır. Yaşar Kutluay evli idi ve iki erkek çocuğu vardı.

Yaşar Kutluay Kitapları - Eserleri

  • Siyonizm ve Türkiye
  • İslam ve Yahudi Mezhepleri
  • Tarihte ve Günümüzde İslam Mezhepleri
  • İslamiyette İtikadi Mezheplerin Doğuşu

Yaşar Kutluay Alıntıları - Sözleri

  • Daily Chronicle gazetesinde benim “Yahudi Devleti” dolayısıyla ressam Holman Hunt ve milyoner Sir Samuel Montagu ile yapılmış bir röportajım yayınlandı. Montagu'ya göre birisi Filistin'i Türklerin sultanından iki milyon altına alabilir. (Siyonizm ve Türkiye)
  • 5 Kasım Yafa ile İskenderiye arasında “Dundee" gemisinde Olup bitenleri ancak şimdi gözden geçiriyorum ve görüyorum ki oldukça başarılı oldu. Eğer Türk Hükümetinin zerre kadar siyasî basireti olsaydı benim oyunuma bir son verirdi. Bu seferki İstanbul seyahatimde ellerinde böyle bir fırsat vardı, pekala oradan geri dönmezdim.kovabilirlerdi veya herhangi bir sebeple jandarmaya teslim edebilirlerdi. (Siyonizm ve Türkiye)
  • Dün değil evvelki gün Sefir Mahmut Nedim Bey tarafından çağrıldım. Bir saat mutlak surette boş konuşma yaptık. İstanbul için bana bir tavsiyede bulunması ricama karşılık bir Arap hikâyesi anlattı: Bir bahçıvan zengin bir adama gelip borç para ister. Zengin vermeyi reddeder. Altı ay sonra bahçıvan elinde bir sepet meyve olduğu halde zengine gelir ve teşekkür eder. Zengin şaşırmıştır, bunda bir yanlışlık olduğu kanaatindedir. Bahçıvan “Hayır” der. “Ben size minnet borçluyum, siz bana hemen hayır demekle benim hiç vakit geçirmeden yardım edecek bir başka birine gitmemi temin ettiniz." Bu sebeple bana tavsiye mektubu vermeyecekmiş fakat benim hakkımda bir soru soracak olurlarsa müspet şekilde cevaplandıracakmış. “Ekselans, ümit ederim ki altı ay sonra size bir sepet meyve ile gelirim” dedim. (Siyonizm ve Türkiye)
  • Biz Türkiye maliyesini düzeltmek için 20 milyon Osmanlı lirası harcarız. Bu mikdara iki milyon da Filistin için ilave ederiz ki bu da halen 80 milyon lira olan borçların yıllık faizini karşılar. 14 milyon sarfı ile de Türkiye'yi Avrupa Kontrol Komisyonundan kurtarırız. Reichenfeld detayları ile ileri sürdüğüm bu plana şaşıp kaldı ve bana bunu hangi maliyecilerin hazırladıklarını sordu. Ona esrarlı bir sükutla cevap verdim. Bugün Newlinsky için İstanbul'a kadar bir bilet getirttim. Tutarı oldukça fazla. Bunun dışında Türk heyeti için meyve de aldırtmamı söylemişti. Hotel Sacher'den çilek, şeftali vs. -ki hepsi Fransa'dan ithal edilmişti- hazırlattım. (Siyonizm ve Türkiye)
  • Vambery'ye bu mektubun suretini gönderip aracılık etmesini is tedim. Yazdığı cevapta açıkça 700 binlik işte 5 bin altın komisyon alacağını bildiriyor. Verdiğim cevapta kendisinin böyle küçük hesaplar peşinde koş maması gerektiğini, 5-10 binin hiçbir değeri olmadığını, yaptığı vazifenin eski kavmine karşı tarihi bir önem taşıdığını anlattım. “Sadrazam meseleyi Sultan'a açmak için senin benim hakkımda yazacağın mektubu bekliyor. Lütfen Türkler gibi 'yavaş hareket etme, Allah aşkına harekete geç ve yarından tezi yok şu mektubu yaz” dedim. (Siyonizm ve Türkiye)
  • Paris'te, hiç değilse müşahit olarak politikanın tam ortasındaydım. Dünyanın nasıl yürütüldüğünü gördüm. Burada Yahudi aleyhtarlığı olmadığı için meseleyi daha iyi tahlil edecek seviyeye yükseldim. Avusturya veya Almanya'da arkamdan birisinin “Hep, Hep” 2 diye bağıracağından devamlı olarak endişe duyardım. Ama burada kalabalıkta hiç tanınmadan dolaşabiliyordum. 2 Almanya ve Avusturya'da Yahudilere hakaret olmak üzere söylenen bir küfürdür. Latince “Yerulaşaym elden gitti" anlamına gelen cümlenin baş harflerinden meydana getirildiği söylenir. (Siyonizm ve Türkiye)
  • Bugün Newlinsky kahvaltıya bana geldi. Haber aldığına göre “Babiali bana ateş püskürüyor". Zira İstanbul'da iken söz verdiğim gibi basın Türkiye'yi desteklemiyor, bilåkis aleyhte yazılarla dolup taşıyormuş. Bu yazıların da kaynağı benmişim, buna da sebep Filistin'i bize satmaya razı olmadıkları imiş. Türklerin bu yanlış yorumlarına kızmadım. Demek ki ben İstanbul'da bir “kuvvet” olarak kabul ediliyorum. Ona, basının desteğini ben şarta bağlı olarak teklif etmiştim, dedim. Eğer Türkiye bizimle müzakereye oturursa onları basında müdafaa edecektik, veren alır. Newlinsky “Eğer basında Türkiye'ye hücumlar devam ederse orada da Yahudi aleyhtarlığı başlar?” dedi. Ben bundan çekinmiyorum. Eğer Babiali Yahudi aleyhtarlığına başlarsa hiçbir yerden para alamazlar, bulamazlar. Bütün büyük bankerler de benim yanımda yer alır. (Siyonizm ve Türkiye)
  • Siyonizm ve Siyonist kelimelerinin çok eski bir tarihi vardır. İki bin yıla yakın zamandır kullanılan ve görünüşe göre daha da kullanılacak olan bu kelimelere verilen anlamlar bilhassa Türkçede çok değişik ve ekseriya da yanlıştır. Siyonizm ve Siyonist'in ne olduğunu bilmek için önce “Siyon”un ne olduğunu bilmek, bunun için de milâttan on iki yüzyıl geriye giderek Mısır'da Hazreti Musa (İbrani dilinde Moșe) ve Firavun arasında başlayan mücadeleden itibaren Yahudi tarihine kuşbakışı bir göz atmak lâzımdır. (Siyonizm ve Türkiye)
  • Akşam Newlinsky kötü haberler ve asık bir suratla Yıldız Sarayı'ndan döndü. Garsona yas alameti olarak yarım şişe şampanya getirmesini emrettikten sonra iki kelime ile bana vaziyeti anlattı: “Hiçbir şey yapamadım. Zatışahane bu konuda hiçbir şey işitmek istemiyor." "Sultan dedi ki: "Eğer Mr. Herzl senin benim arkadaşım olduğun gibi arkadaşın ise ona söyle bu meselede ikinci bir adım atmasın. Ben bir karış dahi olsa toprak satamam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim bu imparatorluğu kanlarını dökerek kazanmış ve yine kanlarıyla mahsuldar kılmıştır. O bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz. Benim Suriye ve Filistin alaylarımın efradı birer birer Plevne'de şehit düşmüştü, bir tanesi dahi geri dönmemek üzere hepsi muharebe meydanında kalmıştı. Türk İmparatorluğu bana ait değildir , Türk milletinindir, ben onun hiçbir parçasini veremem. Bırakalım Yahudiler milyarlarını saklasınlar. Benim imparatorluğum parçalandığı zaman onlar Filistin'i hiç karşılıksız ele geçirebilirler. Fakat yalnız bizim cesetlerimiz taksim edilebilir. Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına müsaade edemem. (Siyonizm ve Türkiye)
  • Tarihî gerçek şudur ki münferit vakalar dışında Yahudiler genellikle Hazreti İsa'yı “sahte Mesih” saymışlar ve hiçbir zaman kabul etmemişlerdir . Bununla da kalmamışlar , Hıristiyan inancına göre onun aleyhinde çalışmışlar ve sonunda çarmıha gerilmesine sebep olmuşlardır. Onun için Yahudiler lanetlenmişlerdir . Bu lanetten sonra gelen nesiller de kurtulamamışlardır. Günlük ibadetlerde Yahudiler için okuna gelen bu lanetleme bedduaları son yıllarda Papa'nın emriyle dua mecmualarından çıkarılmaya başlanmışlar. (Siyonizm ve Türkiye)
  • " Ali b. Ebu Talib bazı kimselerin kendisini hilafette hak iddiasına teşvik etmelerine rağmen onlara uymadığı, hatta azarladığı, Ebu Bekir'i överek ona biat ettiği görülür. Hemen biat etmeyişinin sebebi mevhum kırgınlıklar değil, en yakını olması hasebiyle Hazreti Peygamber'in teçhiz ve tekfin işleri ile meşgul olmasıdır. " (İslam ve Yahudi Mezhepleri)
  • " Ali b. Ebu Talib bazı kimselerin kendisini hilafette hak iddiasına teşvik etmelerine rağmen onlara uymadığı, hatta azarladığı, Ebu Bekir'i överek ona biat ettiği görülür. Hemen biat etmeyişinin sebebi mevhum kırgınlıklar değil, en yakını olması hasebiyle Hazreti Peygamber'in teçhiz ve tekfin işleri ile meşgul olmasıdır. " (İslam ve Yahudi Mezhepleri)