Erol Toy kimdir? Erol Toy kitapları ve sözleri
Yazar Erol Toy hayatı araştırılıyor. Peki Erol Toy kimdir? Erol Toy aslen nerelidir? Erol Toy ne zaman, nerede doğdu? Erol Toy hayatta mı? İşte Erol Toy hayatı...

Doğum Tarihi: 1 Ekim 1936
Doğum Yeri: Alaşehir/Manisa
Erol Toy kimdir?
1 Ekim 1936'da Manisa'da doğdu. 1951'de ortaokulu bitirdikten sonra İzmir'de önce kol emeğine dayalı işler, daha sonra sigortacılık ve banka memurluğu yaptı. Ortaokul mezunu olan Toy, çocukluğundan itibaren çalışarak yaşamaya başladı. Fırıncılık, bankacılık, vurgun yiyen süngercileri sigortalama gibi işlerde çalıştıktan sonra, İstanbul'a yerleşti. Bank-İş sendikasının kurucuları arasında yer alarak sendikacılığa başladı. Yönetim kurulu başkanlığını da yaptığı Yazko'nun çıkardığı Somut dergisini yönetti. Halen İstanbul'da yaşamakta. İlk öyküsü 1952'de İzmir'de Çınar dergisinde çıktı. Akşam, Yön, May, Cumhuriyet, Milliyet, Barış ve Yeni Ortam dergi ve gazetelerinde yayımlanan fıkra, inceleme ve makaleleriyle tanındı. Romanlarında Osmanlı Devleti'nin beyliklerle ilişkileri, yükselme ve zayıflama dönemleri, I. Dünya Savaşı, Demokrat Parti'nin iktidar yılları, Türkiye'de sermaye gücünün ve işçi sınıfının gelişimi, 1971'deki askeri müdahale dönemi gibi Türkiye'nin tarihsel ve toplumsal gelişme sürecindeki önemli evreleri ele aldı. Romanlarında belgeselliğe özen göstererek yaşanan çelişkileri, olguları toplumcu gerçekçi bir bakış açısıyla yansıttı. Iğrıp adlı romanı dışında, klasik öyküleme tekniğine bağlı kaldı. İşadamı Vehbi Koç'u anlatan İmparator adlı romanı en çok baskı yapan kitabı oldu. Öykü, roman, deneme ve eleştiri yazılarının dışında sahnelenmiş tiyatro oyunları da bulunan Erol Toy, 1962 Ali Naci Karacan Üçüncülük Ödülü sahibidir.
Erol Toy Kitapları - Eserleri
- İmparator
- Azap Ortakları
- Acı Para
- Toprak Acıkınca
- Gözbağı
- Kördüğüm
- Kuzgunlar ve Leşler
- Obadan Ulusa
- Azap Ortakları 2
- Bal Tutanlar
- Ulustan Devlete
- İlk Kırılma
- Son Seçim
- Fareler Cumhuriyeti
- Hoca Efendi
- Azap Ortakları 3
- Doruktaki Öfke
- Yitik Ülkü
- Yenilgi
- Avcı Kekliği
- Iğrıp
- Altın Saray
- Sır Küpü
- Türk Gerilla Tarihi
- Kilit Taşı
- O'na Katılmak
- Toplu Oyunları 2 / Lozan - Pir Sultan Abdal
- Zor Oyunu
- Yazko'nun Öyküsü
- Ordu ve Politika
- Günü Gününe
- Aydınımız İnsanımız Devletimiz
- Meclisler ve Partiler
- Aliş ile Koşka
- Son Çağrı
- Arinna'nın Gölgesi
Erol Toy Alıntıları - Sözleri
- Çünkü, milli kurtuluş savaşları, öncelikle insanlarda, insanların birey olarak bilinçlenmesiyle başlar. Özgürlüğün, bağımsızlığın tadını bir kez kendi düşüncesinde yudumlayan kişi, bunu eyleme dönüştürdüğü an, kendisi silahlaşır. Ve bu silah, o ulus üstüne emperyalist emellerini sürdürmek isteyenlerin tam alnına çevrilerek işler artık. Giderek çoğalır, güçlenir .. . Ve mutlaka, ama, mutlaka, çevrildiği düzeni yıkar. Değiştirir. Bir bireyin düşüncesinde kıvılcımlanan bağımsızlık, bireylere, bireylerden topluma, toplurnlara ulaşır. Büyür, genişler . . . Ve silah çoğaldıkça, emperyalist için yenilgi kaçınılmazdır. Tehlike burdadır emperyalist için. Korku burdadır . . . (Türk Gerilla Tarihi)
- “Biline ki,zulümle iktidar olunur ama asla iktidarda kalınmaz.” (Ulustan Devlete)
- Seferihisar dolaylarında, ovada düzenli bir biçimde başlayan savaş, Börklüce'nin silah zayıflığı yüzünden, ilk ağızda erimesiyle sonuçlanmıştır. Dede Sultan, yöresinde kalanlarla, Urla üzerinden Karaburun'a çekilmiştir. Çevredeki dağların gölgesine sığınarak, yeniden gerilla savaşlarına dönmüştür. (Türk Gerilla Tarihi)
- Dede Korkut'dan Tapduk'a, Koca Yunus'tan. Baba Tonus'a bunca yır belledim, yine de senin gibisine bir türlü ulaşamadım. (Azap Ortakları)
- İnsan insana kardeşse, kardeş kardeşi vurur mu? Vuruyor, yazık!.. (Hoca Efendi)
- “Bilgi fikri de,duyguyu da pekiştirir.Bütün inançlar için geçerli”Sana kötü geleni,başkalarına yapma”gerçeğinin özüne erişilir.” (Ulustan Devlete)
- Demek istiyorum ki, biz bilgin adayları olarak, her bilginim diyene kul köle olamayız. Eğer olursak, öğrenmenin kurallarını yok etmiş sayılırız. Her bilgiyi eleştirmek, incelemek ve doğrusunu eğrisinden ayıklamak zorunluğundayız. Bilgi, ancak bunu yapabilenin elinde bir değerdir. Ve ancak o zaman insanlığın gelişmesine yararlı olur. Yoksa donmuş bilginin, anlamsız saygının kimseye bir yararı olmaz... Ama yararsız bilgi kamuya öyle zarar verir ki, kimse açılan yarayı kapatamaz... (Azap Ortakları)
- Şimdi sardırdık kitaplara. Okudukça, yepyeni evrenlerin, evrimini anlıyor kişi. Öğrettikçe, öğrenme isteği çiçeklenip gelişiyor içinde. Görüyorsun ki, ardında bir pala, alınmış birkaç kale bırakmaktan yeğdir, bir iki okumuş bırakmak... (Azap Ortakları)
- Gönül kimi severse güzel odur, demezler mi? Derler... (İmparator)
- "Bilginin yaşı yoktur. Kim ki doğruyu bilir, hiç sakınmadan, eğri söyleyene anlatmalıdır. Ne rütbe, ne yaş bilgiyi bağlamamalı...." (Azap Ortakları)
- Hırs. İnsan ve Şeytan. Birlikte yuğrulmuş bunlar. (Acı Para)
- -Ben ne olsa köylüyüm.Kavgada salt yüreğin yetmediğini bilirim.Hem de en yakından.Babamdan...Küçük yaşta,büyük olaylar yaşamak zorunda kaldım.O yüzden, kavgaya girmeden iyice kollarım çevremi.Her zaman öyle yaptım.Ben akla inanırım kavgada.Yürek sopa yemekten öte bir şey getirmez... (Kördüğüm)
- Yaratmak önemli değil. Yaratığının güzelliğine inanmak. Bunu bir başkasına aşılamak önemli. (Acı Para)
- Demek Edirne Medresesinecek uzandı elleri ol zındıkların. Yazık...Üzüldüm Molla karındaşım. Başka anlamlar vermeye hiç gerek yok. Nereye gittimse, o Sokrates imansızının fikirleriyle savaşmayı kendime borç bildim... Her gittiğim yerde, Aristo, Demosten gibi Hristiyanlıktan bile önce, insanları kendilerinin Tanrılığına inandırmak istemiş birkaç fersudeye dayandıklarını gördüm... Anlattım onlara ki, bu bilimler, Kur'an yeryüzüne indirildikten sonra geçmiştir. Hiçbir değeri kalmamıştır... (Azap Ortakları)
- Er kısmı mali hülyaya neden düşer? Zamanı gelmiştir artık da ondan. (Acı Para)
- Bir gecenin sevincini çalmak isterlerken, tüm yaşamın mutluluğunu kaçırmak zorunda kalırlardı. (Doruktaki Öfke)
- Toprak ana tohum sancıları içindeyken ne kadar güzeldi. (Acı Para)
- Bir kez hak, bireysel güce dayandı mı, artık vuran kazanır. Ve bu durumun bulunduğu yörede, bölgede, ülkede dağ yasası egemen olur... (Türk Gerilla Tarihi)
- "Her insan zaman zaman tükenmişliğini duyar." (İmparator)
- Ben senin kadarken büyük harp yeni bittiydi. Her harpte olduğu gibi oda köyde, ne ekmeklik bir dane, ne bineklik, ne süreklik ne yemeklik hayvan bırakmıştı. Ardından İstiklal harbi geldi. Adı üstünde oda harp!. Her harp gibi kıyım ve kırım. Küpte kilerde, torbada sepette, teknede senitte kalanı da o kazıdı.. (Hoca Efendi)