Adnan Turani kimdir? Adnan Turani kitapları ve sözleri

BİYOGRAFİ

Türk ressam, sanat tarihçisi ve sanat eğitimcisi Adnan Turani hayatı araştırılıyor. Peki Adnan Turani kimdir? Adnan Turani aslen nerelidir? Adnan Turani ne zaman, nerede doğdu? Adnan Turani hayatta mı? İşte Adnan Turani hayatı...

Türk ressam, sanat tarihçisi ve sanat eğitimcisi Adnan Turani edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Adnan Turani hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Adnan Turani hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Adnan Turani hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 1925

Doğum Yeri: İstanbul

Adnan Turani kimdir?

İstanbul Öğretmen Okulu’nda öğrenim gördü. Bu yıllarda (1941-1944) Akademi’de akşam kurslarına katıldı. 1948’de Ankara GEE Resim-İş Bölümü’nü bitirdikten sonra, Avrupa sınavını kazanarak devlet bursuyla Münih’e gönderildi. Münih Güzel Sanatlar Akademisi’nde Franz Nagel’den, Stuttgart Akademisi’nde Henninger ve W.Baumeister’in çalışmalarından yararlandı. Daha sonra Hamburg’da 1959’a kadar H.Trökes ile çalıştı. Resim anlayışının biçimlenmesinde Trökes’in doğrudan katkısı oldu. Sanatçıya Anadolu Üniversitesi tarafından Fahri Doktora unvanı verildi Bir dizi ve birbirini tamamlayan renk “prosedürü” üzerinde, aşkınlığın olanaklarını araştırmaya yönelik bir çalışma disiplinini öngören Adnan Turani’nin resimleri, içinde taşıdığı gizli doğa cevherini soyutçu analizler düzeyinde işleyip zenginleştirir.

Adnan Turani Kitapları - Eserleri

  • Dünya Sanat Tarihi
  • Çağdaş Sanat Felsefesi
  • Sanat Terimleri Sözlüğü
  • Resim ve Resim Teknikleri Üzerine
  • Başlangıcından Günümüze Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi

Adnan Turani Alıntıları - Sözleri

  • Açıkhava resmi ve anatomi yanında, Yeniçağda önem kazanan bir diğer özellik, insan fizyonomisinin tablo yüzünde belirmesi idi. Ortaçağda yapılan resimlerde bir portre resmi görülmemişti. Esasen Ortaçağda resmin objektifi kişi üzerinde değildi. Kişi yok, kutsal kimselerin sembolleri vardı. Ve bu resimlerdekilerle, tasvir edilmek istenen kişilerin fizik görünüşleri arasında hiçbir ilişki yoktu. Örneğin Ortaçağda Isa'nın tasviri, Yeniçağın 30 yaşlarında ideal bir tipi idi. Kral ve saray adamları da, gene kişilikten yoksun, Tanrıyı arayan birer insan oluyorlardı. Kişi portresinde kişisel özelliklere yönelme, başlı başına bir sorundu ve sanatçının da kişiyle ilgilenebilmesi için, gerekli özgürlüğü kazanması gerekliydi. Dikkat edilirse, Ortaçağ dogmalarının geleneklerinden, sanatçının yavaş yavaş kurtulduğu anlaşılmaktadır. Daha Gotik dönemde, kilise heykellerinde, doğa gözlemine dayanan kişisel özellikle portrelerin yapıldığı görülmüştü. Ancak kişisel özellikli portre, ilk olarak Italya'da Simone Martini ile Paris saray sanatında görülüyor. Bugün halen elde bulunan en eski portre, 1350-1366 yılları ara sında Fransız kralı olan Jean le Bon'u gösteren bir resimdir. (Dünya Sanat Tarihi)
  • Âdem'in Yaratılışı, Sistine Şapeli'nin tavanındaki ünlü bir fresktir. Michelangelo tarafından 1511 dolaylarında yapılmıştır. (Sanat Terimleri Sözlüğü)
  • Barok üslup devresinin önemli özelliği, sıradan kişiyi de konu edinmesidir. (Dünya Sanat Tarihi)
  • Klasik üsluplu resmin özellikleri • Konu gene insandır. İnsan yapısı, doğa göziemine göre biçimlendiriliyor. Anatomi, doğru ve optik bir gözleme dayanıyor. • Resimde insan, bir mekân içinde gösteriliyor. Mekân ifadesi Batı'da bilimsel perspektifin uygulanmasıyla sağlanmıştır. • Resimlerde, tek ve üçlü figürler dikkati çekiyor. Piramidal kompozisyon, tablo resminin biçimlendirilmesinde önemli bir düzen görüşü oluyor. • Dünyevi konular, dini konuları ikinci plana itiyor. • Kapalı kompozisyon dediğimiz, bütün figürlerin tablo içinde yer aldığı resim düzeni, dikkatle uygulanıyor. • Resimlerde, tek bir noktadan gelen ışık değil, tablonun her tarafını aydınlatan üniversal ışık önem kazanıyor. Yani ışık-gölge, vücutları ve mekânı şekillendirmiyor. (Işık-gölge, resim sanatının olgun klasik devresinde yavaş yavaş ortaya çıkıyor - Batı sanatında. Bu bakımdan ışık-gölge, barok üslubun unsurları arasında yer alır.) ■ Vücut ve mekân, renk perspektifiyle değil, çizgi perspektifine göre hacimleştiriliyor. • Yüzlerin ifadeleri heykelde olduğu gibi iç duyguları yansıtmıyor. ■ Arkaik resmin mantıki ve yüzeysel vücut biçim i, tamamen ortadan kayboluyor (Dünya Sanat Tarihi)
  • Peplos: Eski Yunanlılarda kadınların omuzlarına bir kopça ile tutturdukları kumaş elbise. (Sanat Terimleri Sözlüğü)
  • Evrende var olan her şeyin bir ruha sahip olduğunu ve evrenin ruhlar aleminin gizli güçlerince yönetildiği şeklindeki ilkel inanç (Sanat Terimleri Sözlüğü)
  • Delacroix "Doğa, ressamın eleştirerek ve seçerek kullanacağı bir sözcüktür."Resmi yaratan Bizim tasarımımızdır" diyordu. Deme Huyghe de, bu konu ile "Gerçek artık amaç değil, yalnız sanat için bir çıkış noktasıdır". (Çağdaş Sanat Felsefesi)
  • Dünyada ilk kez hükümdarlarını at üzerinde gösterenler Romalılardır. (Dünya Sanat Tarihi)
  • Delta: İçinde göz şekli bulunan bir üçgendir. Eski kavimlerde nazara karşı bir tılsım sayılırdı. (Sanat Terimleri Sözlüğü)
  • °•(Alm.Ebenholz;Arap.abnûs): Hindistan'da yetisen çok sert,dayanıklı, kesif siyaha yakın bir koyulukta,güzel cila kabul eden,tespih,çekmece gibi esyaların yapimında kullanılan kıymetli ağaç.°• (Sanat Terimleri Sözlüğü)
  • Grek klasik heykelindeki figürlerde, anlamlı yüzlere rastlamayız. Yüzlerde, psikolojik iç duygu hiçbir şekilde belli olmaz. Bunun nedenleri, aslında o devrin ideal insan tipi üzerindeki genel kanıdan gelmektedir.Çünkü olgun insanın, hiçbir zaman duygularını belli etmemesi fikri, bu devrede Grekin inandığı bir konudur. (Dünya Sanat Tarihi)
  • °•(Fr. acanthe; Alm. Akanthus) Yaprakları Eski Yunan'da Korent sütun başlıklarında stilize edilerek kullanılmış olan bir bitki. Akantus özellikle Roma tapınaklarının sütun başlıklarında kullanılan bir motif olmuştur.°• (Sanat Terimleri Sözlüğü)
  • Çağımızın sanat alanlarındaki kitsch, herhangi bir eseri hayran olan fakat onun sanat kalitesini sağlayan disipline ulaşamamış bir kimse tarafından cüret edilerek yapılmış seviyesiz bir özenti olmaktadır. Yani ki hiç bir sanatçının var bardıkım muhteva dan haberi olmadan, yalnız dış görünüşe dayanan disiplinsiz bir hayranlığın yarattığı sonuçtur. Daha kısa bir açıklama ile kiç, muhtevasız bir özentiden doğmuştur. (Çağdaş Sanat Felsefesi)
  • Ölçü ve güzel form, Greklerin önem verdiği değerlerdir. Bunun için genç erkek ve kadın vücutları, daima bir gözlem kaynağı olmuştur. Ayrıca, Grek heykellerinde sanatçının cinselliği vurguladığına da rastlanmaz. Çünkü Grek için cinsel hareket, form güzelliğini bozucu bir etkendir. (Dünya Sanat Tarihi)
  • Verimlilik, kadın ve su sembolleriyle anlatılıyor. (Dünya Sanat Tarihi)
  • Theo Van Doesbourg,"Soyut sanat aslında somut sanatın kendisidir". (Çağdaş Sanat Felsefesi)
  • Apollon: Güneş ve ışık Tanrısı. (Sanat Terimleri Sözlüğü)
  • Demeter: Tarım tanrıçası. (Sanat Terimleri Sözlüğü)
  • Helenistik-barok sanatında, heykeldeki yüzlerde , asabi gerginlik ve ıstırap, bütün açıklığı ile gösterilmiştir. İşte, iç duyguların bu denli açık olarak gösterilişi klasik sanatta hiç düşünülmemişti. (Dünya Sanat Tarihi)
  • Darüşşifa: Osmanlıcada hastane. (Sanat Terimleri Sözlüğü)