Ali Yıldırım kimdir? Ali Yıldırım kitapları ve sözleri
Alevi Araştırmacısı, Yazar ve Avukat Ali Yıldırım hayatı araştırılıyor. Peki Ali Yıldırım kimdir? Ali Yıldırım aslen nerelidir? Ali Yıldırım ne zaman, nerede doğdu? Ali Yıldırım hayatta mı? İşte Ali Yıldırım hayatı...

Doğum Tarihi: 1962
Doğum Yeri: Gemerek, Sivas, Türkiye
Ali Yıldırım kimdir?
1962 Sivas/Gemerek doğumlu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu.
Ayrıca ikinci üniversite olarak 2020'nin Eylül'ünde Anadolu Üniversitesi'nin 2 yıllık Açıköğretim Fakültesi İlahiyat Bölümü'nden mezun oldu ve diplomasını 1990 yılında bir suikast sonucu yaşamını yitiren, dini konularda muhalif düşünceleriyle bilinen din adamı, yazar Turan Dursun ve yine farklı görüşleriyle bilinen eski imam Arif Tekin'e armağan ettiğini duyurdu.
Ali Yıldırım, 1986 yılından beri avukatlık yapmakta.
Aynı zamanda özellikle Alevilik ve sol hareketler üzerine araştırmaları ve kitapları ile biliniyor. Bu alanlarda bugüne kadar yayınlanmış çok sayıda kitabı bulunuyor.
Yıldırım, Alevi kamuoyu içerisinde tanınan bir isim. Katıldığı programlarda ve kitaplarında Aleviliğin İslam dışında kendine özgü bir inanış olduğunu iddia ediyor. Aleviliğin çıkışında Anadolu'da ilkçağlarda yaşamış halkların inanışlarından da etkili olduğunu öne sürüyor.
Ali Yıldırım Kitapları - Eserleri
- Deniz Gezmiş'in Günlüğü
- Osmanlı Engizisyonu - Zulmün Tarihi
- Mahir Eylem Günlüğü
- Ateşte Semaha Durmak
- Darağacında Kan Sesleri Bir Celladın Anıları
- FKF Dev-Genç Tarihi
- Hatırla Mxraş
- Pir Sultan Abdal
- Alevilerin El Kitabı
- Deyiş ve Direniş - Pir Sultan Abdal
- Alevi Hukuku
Ali Yıldırım Alıntıları - Sözleri
- KATİL KOMŞULAR Maraş’ta bir çok öldürme, yaralama ve yakma fiilinde failler hep tanıdık insanlardı. Mağdurlar faillerini yakından tanıyorlardı. Çoğunda katilleri karşı komşuları idi. Yıllardır birlikte yaşadıkları, ateş alıp ateş verdikleri, ekmeklerini paylaştıkları insanlardı. O güne kadar ne çocuk ne tavuk yüzünden aralarında bir kavga çıkmamış insanlar birden eli kanlı katillere dönüşmüştü. Toplumsal, ekonomik açılardan bakıldığında, kaderleri, yaşadıkları yoksulluk tıpatıp aynıydı. Ama aynı sokağın çamurunu çiğneyen komşu Aleviler denildi mi, acımasız bir katildi. (Hatırla Mxraş)
- Dışarda bekleyen saldırganlar ellerindeki taş sopa ne varsa onunla vurmaya başladılar dört cana. Sonra silahlı saldırganlar ellerindeki silahları ateşlediler. Cansız bedenleri birbirlerinin yanına düştü. Kamil son nefesinde katil komşularının adını verecekti. Dört canı vahşice katledenler çevredeki tüm evleri ise ateşe verdiler. Katillerin öldü diyerek bıraktıkları lise öğrencisi Hüseyin anlatıyor: “Yörükselim Mahallesi Çamlık Caddesi Balkaya Sokağının başında evde oturuyoruz. Cumartesi günü sabahı hastanenin önünden silah sesleri ve bağırtılar geldi. Evin önüne çıktık ve baktık. Ellerinde silah ve çeşidi saldın malzemesi bulunan kalabalık bir grup bize doğru geliyordu. Gelen grubu, evimize yaklaştırmamak için taş attık. Onlar da silahla bize ateş ettiler. Kaçarak evin içine girdik. O sırada askerler geldi, saldırganları uzaklaştırdılar. (Hatırla Mxraş)
- Biz savunma halindeyiz. Polis gericilerle birlikte olup gericileri üzerimize saldırtmaya devam ettikçe silahsızlanma olamaz. Bize saldırı olmadığı müddetçe biz katiyen elimize silah almayız (Mahir Eylem Günlüğü)
- Pir Sultan Abdal’ın idamı dünkü anlamı ile de bugünkü anlamı ile de siyasal bir idamdır. Pir Sultan adi bir suç işlememiş, devlet otoritesine, Osmanlı siyasal düzenine kafa tutmuş, düzenin bozukluğunu ifade etmiş ve bozuk düzenin değişmesi için fiili olarak eyleme kalkışmıştır. Onun hedefi bozuk düzenin alaşağı edilmesidir. Çünkü o bilmekte ve ifade etmektedir ki, “bozuk düzende sağlam çark olmaz!” (Pir Sultan Abdal)
- Ben ne şuralıyım ne buralı. Adalıyım adalı, Adam ormanlıktır. Dostluk yoldaşlık, mertlik ormanı, bütün adamı kaplar. Erdemin güneşi yirmi dört saat aydınlatır ada 'mı, biz Ada sakinleri bilmeyiz karanlığı. (Mahir Eylem Günlüğü)
- Beylerbeyi sarayını yakmaya teşebbüs ettikleri esnada suçüstü yakalandıkları söylenilen iki kişi kazığa çakılmışlardı. Bunlardan biri aradan bir gün geçtiği halde, hâlâ nefes alıyordu. (Darağacında Kan Sesleri Bir Celladın Anıları)
- Eğer Pir Sultan bugün yaşıyorsa, onun savunduğu düşünceleri bu değerli sanatçılarımızın yapıtlarında, sanatlarında ve yaşamlarında uygulamaya çalıştıkları için vardır. Mustafa Kemal diyor ki, ‘Ben Cumhuriyet devrimlerini Namık Kemallerin, Tevfik Fikretlerin eserlerini okuyarak gerçekleştirdim.’ ‘Eğer bu sanatçılar olmasaydı, ben bu devrimleri gerçekleştiremezdim’ diyor. Sanatçılar çok önemlidir. Pir Sultan bu açıdan çok önemlidir. (Ateşte Semaha Durmak)
- 1300-1400 yıl önceki sözlerin, kimin sözü olursa olsun, eskiyeceğine inanıyorum. eskimiştir... Bugün Pir Sultan'ı yaşatmak, ondaki gerçeklerin çağcıllaştırılmasıyla olabilir çağcıllaştırma, bugünkü çağa uyar hale getirebilirsek, o zaman ondaki nedir onlar, insancıllık başta olmak üzere bir de haksızlığa karşı ayaklanmak ya da karşı gelmek yoluyla olabilir. Bunu sazda, sözde, şiirde yeni Pir Sultan Abdallar, çağcıl Pir Sultan Abdallar, yeni demelerle, yeni deyişlerle ortaya koyabilirler ancak. Aynen tekrarında bilimsel yararlar vardır, tarihsel yararlar vardır. Ama bugünün koşullarına hepsi uymaz, uyamaz zaten. Bu mümkün değildir. Değişime aykırı bir olaydır. Onda değişmeyen sözleri bulup onları sürdürmek gerekir. Şimdi çok aykırı gelecek size, zannediyorum ki aykırı gelecek, ben saza da karşı bir insanım. Bu saz böyle devam ettikçe Türk milleti bir adım ileri gidemez. Yunus zamanında bu saz böyle çalınıyordu, 770 yıl önce Pir Sultan Abdal zamanında da böyle çalınıyordu, bugün de böyle çalınıyor. Bu sazı alıp da Pir Sultan Abdal'ın demeleriyle bunu çalarsak bu olamaz; hiçbir ilerleme olmamış demektir. Türkiye, bir adım ileri gitmemiş demektir. Sazda bir hamle, bir atılım, bir modernlik, bir çağcılık yaratırsak şiirlerinde ve şarkılarında türkülerinde yaratabilirsek bunu başarabiliriz. Bu çok güç bir iştir. Ama bu güç işin altında kalmak zorunda Türkiye. Kalkamıyor bu güne kadar. (Ateşte Semaha Durmak)
- Elbette, sosyalizm Alevilik değildir. Ama Pir Sultan'ın şiirinde ve Aleviliğin temelinde yatan özlemler halkın, ezilen insanların özlemidir. Bence bu özlemi karşılayan en yetkin öğreti de sosyalizmdir. Bence Pir Sultan'ın yerine ve öğretisine bu açıdan yaklaşmak gerekiyor. Çağdaş Pir Sultanlar derken ben böyle düşünüyorum. Eğer Pir Sultan yaşasaydı, bugün o da sosyalist olurdu. Böyle bir tahminim var. (Ateşte Semaha Durmak)
- Yakalanan “kötü kadınlar “ sağ sağ bir çuvala konularak denize atılırdı .Çünkü cürümleriyle kirlettikleri toprakta kalmak artık onlara layık görülmezdi . (Osmanlı Engizisyonu - Zulmün Tarihi)
- -Hücredeki Adalının Dünyası- Taş duvar, demir karyola ve yerde sayısız izmaritler. Helanın pis kokusu, rutubetli, sıkıntılı, nikotinli, İnsanı serseme çeviren kurşun gibi ağır bir hava, Duvarlar sanki soğuk dalgaları imal ediyor, İstediğiniz kadar üzerinize kalın şeyler giyin, Oligarşinin hücresinde soğuğu yenmek imkansız. (Mahir Eylem Günlüğü)
- "hiçbir silah devrimciyi halkın sevgisi kadar koruyamaz" (Mahir Eylem Günlüğü)
- Kalabalık arka odalara yürüdü. Camlar kırıldı. Özellikle 109 numaralı oda, küçük bir ışıklığa açılıyordu. İki bina arasında üçgenimsi biçimsiz bir ışıklığa. İlk çıkan arkadaşlarımızı, karşı binanın arka pencerelerinde iki Büyük Birlik Partisi militanı karşıladı. Arkadaşlarımıza ellerinde sopalarla saldırmaya hazır bekleyerek: -Orospular, geldiğiniz yere dönün, yanın, geberin, türünden sözlerle karşı durdular, içeri almak istemediler. (Ateşte Semaha Durmak)
- Hüseyin, Sinan, Alp, Che, Pera' da ve Benerci' nin dudaklarından sıkıntılı ve acılı bir tebessüm... Emekçiler üzgün, kölelerin boynu bükük. Sivrisinekler memnun ve neşeli... Bekliyoruz, ne zaman kesilecek bu vızıltı? Bekliyoruz, sıkıntılı, sinirli ve mutlu. Bir bekleyiş bu... (Mahir Eylem Günlüğü)
- Sürerim, sürerim gitmez kadana Fransız kurşunu değmez adama Benden selam söylen nazlı anama Analar da böyle yavru doğurmuş (Mahir Eylem Günlüğü)
- Öyle anlaşılıyor ki ne kadar yurtsever,demokrat insan varsa hepsini cezaevlerine dolduracaklar.Dikensiz gül bahçesi dedikleri bu olsa gerek....' (Deniz Gezmiş'in Günlüğü)
- Kültür Merkezi'nin önü. Valinin isteği üzerine, belediye başkanı Temel Karamollaoğlu faşistlere yönelik konuşma yapmaya gelmiş, dağılmalarını isteyecek. İlk söz “ben emniyetten değilim, sizlerin bir kardeşiyim” oluyor, yani polisi kimsenin taktığı yok, polis olmadığını açıklıyor. Ama ardından söylediği sözler belediye başkanının olaydaki rolünü ortaya koyucu nitelikte. Grubu dağıtmak için değil de onları daha da saldırganlaştırmak içn konuşuyor! “Gazanız mübarek olsun Müslüman kardeşlerim. Zafere adım adım, hep birlikte yaklaşacağız. Allah hepinizden razı olsun. Sizin istekleriniz doğrultusunda her şey gerçekleşiyor. Sizin isteklerinizi yapıyoruz.” (Ateşte Semaha Durmak)
- " Ben celladım. Adam asıyorum. Tam 21 senedir durmadan adam asıyorum. Şimdiye kadar kaç kişi mi astım? Bazen bunu kendi kendime çok sorar hesaplar yaparım. Binden fazla, belki bin beşyüz. Kati rakamını bilmiyorum. Bu işe başladığım zaman bir defter edinmiştim. Astıklarımın adlarını, hüviyetlerini, suçlarını, son demlerini birer birer yazmıştım. Bir çoğunun resmini de elde etmiştim. Fakat uğursuz bir yangında hepsini kaybettim. Hepsi yandı, kendimi zor kurtardım..." (Darağacında Kan Sesleri Bir Celladın Anıları)
- Hiciveci bir şair ki adı Nefi’dir.Onun dört mezhebe göre de katli vaciptir. (Osmanlı Engizisyonu - Zulmün Tarihi)
- Dün olduğu gibi bugün de şöyle düşünüyoruz: Türkiye'nin yarı sömürge olduğu gerçeğine ve halkımızın gün be gün derinleşen sefaletine sırt dönüp statükoyu alkışlamak alçaklıktır. (Mahir Eylem Günlüğü)